(2926 S. K. m. 2, 5, 6, 9)
Dava: Davacı vekili, 2926 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar: Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; kendi adına ve hesabına bağımsız sürdürülen tarımsal faaliyete dayalı olarak davacının, 01.03.1986 tarihinden itibaren aralıksız zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, 01.01.2006 - 06.08.2008 (dava tarihi) dönemine yönelik sigortalılık süresi hüküm altına alınmıştır. Davalı Kurumca 01.03.1986 günü itibarıyla 2926 sayılı Kanun kapsamında kayıt ve tescili gerçekleştirilen davacının, 30.12.2005 - 31.12.2005 tarihleri arasında 506 sayılı Kanuna tabi gerçekleşen zorunlu sigortalılığı gözetilerek Tarım Bağ-Kur sigortalılığının 29.12.2005 günü itibarıyla sonlandırıldığı, mahkemece, yürütülen yargılama aşamasında, aynı adı ve soyadı taşıyan farklı kişi yönünden yapılan araştırma sonucu jandarma kolluk görevlilerince tutanak, Tarım Müdürlüğü ve Ziraat Bankası görevlilerince de cevap yazıları düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 2926 sayılı Kanunun 2. maddesine göre; kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyetlerde bulunanlar Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayıldıkları gibi, 6. madde hükmü gereğince; bu kişilerin sigortalılıkları, tarımsal faaliyetlerine son verdikleri tarihte veya diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sona ermektedir. Bununla birlikte, 5. maddede açıklanan sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı hükmü, 9. maddede yer alan Kurumun resen tescil yükümü ile birlikte gözetildiğinde, 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığı başlaması nedeniyle Tarım Bağ-Kur sigortalılığı sona erdirilen bir kişinin, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı kapsamında kabul edilebilir (makul) süre uzunluğundaki çalışmasının bitiminde 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının yeniden başlatılması gerekmekte ise de, bunun için tarımsal faaliyette bulunulduğunun kanıtlanması zorunludur. Kanunun 3. maddesinin (b) bendinde; tarımsal faaliyetin, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya özgü yerlerde kendi adına ve hesabına yapılabileceği belirtilmiş olup, sigortalıların tescil işlemlerinde esas alınması gereken kayıtlar 10. maddede açıklanmıştır. Zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu, kendi adına ve hesabına bağımsız gerçekleştirilen tarımsal faaliyet olgusu olduğundan, anılan faaliyetin bulunmadığı/kesintiye uğradığı sürelere yönelik olarak ilgilinin sigortalılığından söz edilemeyeceği de açıktır.
İnceleme konusu davada taraflar arasındaki çekişme konusu dönem, 01.01.2006 - 06.08.2008 tarihleri arasındaki süreyi içermekte olup, mahkemece toplanan kanıtlar hüküm vermeye elverişli değildir. Bu bakımdan; öncelikle, vekaletname ve dava dilekçesinde yerleşim yerinin Kocaeli'nin Gebze ilçesinin Balçık köyü olduğu yazılı bulunan davacının, Çankırı'nın Orta ilçesinin Elmalık beldesinde taşınmazları bulunduğu ileri sürüldüğünden, varlığı iddia edilen tarımsal faaliyetin nerede gerçekleştirildiği, davacı vekilinden sorulmak suretiyle, ilçe, belde, köy adı belirtilmek suretiyle saptanmalı, sonrasında istem kapsamında belirtilen yerde/yerlerde, yukarıda anılan Kanun maddeleri çerçevesinde gerekli inceleme ve araştırma yapılarak; davacının sahibi olduğu veya kullandığı tarıma elverişli taşınmaz/taşınmazlar hakkındaki bilgi ve belgeler Tapu Sicil Müdürlüğü ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlardan getirtilmeli, davacının nerede oturduğu, tarımsal faaliyetini kendi mülkünde mi, miras yolu ile elde ettiği mülkte mi, yoksa ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde mi sürdürdüğü, faaliyetine ara verip vermediği, kuraklık ve doğal afet gibi olaylara maruz kalıp kalmadığı, traktörü ve hayvanı olup olmadığı, hangi tür ürünler ektiği, yılda ne kadar ürün elde ederek bunu nasıl değerlendirdiği, ortalama yıllık gelir tutarı ve bunun geçimini sağlamaya yetip yetmediği, ilçe Jandarma Komutanlığı araştırması yapılarak saptanmalı, bu konularda, söz konusu dönemde görev yapan muhtar ve azaların tanık sıfatıyla bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, davacının kooperatif veya bankalardan tarımsal amaçlı kredi kullanıp kullanmadığı, ilgili Tarım Müdürlüğü ve meslek kuruluşlarına kayıtlı olup olmadığı; kayıtlı ise tarihleri belirlenmeli, böylelikle tarımsal faaliyetin kesintisiz sürdürülüp sürdürülmediği olgusu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açığa çıkarılarak elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy