(5510 S. K. Geç. m. 7) (506 S. K. m. 79, Geç. m. 20) (YHGK. 18.6.2008 T. 2008/21-429 E. 2008/437 K.)
Dava: Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 30.12.1992 olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik hakimi E. P. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun maddesi olduğu kabul edilmelidir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalı ya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Hak düşürücü sürenin geçip geçmediği hakkında yapılacak değerlendirmede, çalışmanın geçtiği yerin bir kamu kuruluşu olup olmadığı önem taşımaz.
Ancak;
Davacının hizmetlerinin geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşu olduğunda, kamu kurumunda çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının asıl olduğu gözetilerek inceleme yapılması gereği gözetilmeli, Hukuk Genel Kurulunun 18.6.2008 gün ve 2008/21-429 E. 2008/437 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, davaya konu dönemde, davalı Kamu Kurumunca düzenlenen ücret bordrolarında, davacıdan sigorta primi kesintisi yapılmış olduğunun anlaşılması halinde, Yargıtay'ın istikrar kazanmış görüşüne göre, artık hak düşürücü süre uygulanmamalıdır.
Somut olayda, davacının 23.12.1992 ve 23.9.1993 tarihlerinden itibaren o eğitim yılları sonlarına dek Yavuzeli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda ders saati karşılığı ücretli öğretmenlik yaptığı hususunda bir tereddüt yoksa da, öncelikle hakkında yukarıda belirtilen hak düşürücü süre içinde Kuruma intikal etmiş bir işe giriş bildirgesinin var olup olmadığı araştırılmalı, varsa şimdiki gibi, aksi halde belirtilen doğrultuda yapılacak araştırma sonucu varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, 15.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy