(506 S. K. m. 26) (5510 S. K. m. 21)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin sermaye değerli gelirlerle yapılan ödemelerin 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurumun tüm, davalı işverenin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 5510 Sayılı Kanunun 21. maddesiyle yeniden getirilen sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı tazmin hükmünün, 5510 Sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi olup, işverenin rücu alacağından sorumluluğu ancak kasdı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğiyle ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareket; veyahut suç sayılabilir bir hareketinin varlığı halinde mümkündür. Bir başka ifadeyle işveren sadece anılan maddede öngörülen sayılı ve sınırlı durumlarda rücu alacağından sorumlu olup, bu bağlamda kaçınılmazlıktan sorumlu değildir.
Dava konusu somut olayda hükme esas alınan 13.3.2009 tarihli kusur raporunda; davalı işveren %30, kazalı işçi %20 oranında kusurlu bulunmuş, olayda %50 oranında kaçınılmazlığın etken olduğu belirtilmiştir. Mahkemece; Kurumun rücu alacağı yönünden, ilk peşin değerli gelirlerle yapılan ödemelerin, davalının %30 kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekirken, kaçınılmazlığın %50'sinden davalı işverenin sorumlu olduğu kabul edilerek fazla rücu alacağına hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 31.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy