Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının davalı işveren nezdindeki hizmet akti boyunca eksik bildirilen sigorta prim farkının tespiti ve gerçek maaş üzerinden ödenmesi gereken prim tutarlarının işverene tamamlatılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde dava reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Taraflar arasında davacı sigortalıya ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davanın da yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın "Prime esas ücretler" başlığını taşıyan 77. maddesinin ikinci fıkrası hükmü “ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kaza tazminatları, ayni yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarı yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamlarının, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının belirlenmesinde dikkate alınmayacağı, bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemelerin prime tabi tutulacağı” düzenlemesini içermektedir.
Somut olayda, dosyaya sunulan ücret bordrolarında davacının asgari ücretin iki katı ücret aldığı ancak maaş ödemelerine ilişkin banka hesap ekstrelerinde her ay düzenli olarak 600-700 TL ek ödemeli ücret ödendiği sabittir. Davalı işyerinin mali işler direktörü olan tanık anlatımı ve davalı işyerinin cevabına göre de, davacının diyaliz hemşiresi olması sebebiyle; kendisine tevdi edilen eşyaların muhafazası ve mali sorumluluk gereği, hasta ve seans sayısına göre tazminat verildiği doğrulanmıştır. Davacı tanıkları da anlatımlarında, maaşların tam bildirilmediğini söylemiştir. Bilirkişi tarafından ek ödeme adı altında yer alan fakat prime esas kazanç tutarına yansıtılmayan ödemeleri tespit etmesine rağmen, davacıya ödenen gerçek ücret tespit edilmeden davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklandığı şekilde davacının eğitim durumu, kıdemi ve yapılan işin nitelikleri dikkate alınarak alabileceği ücret seviyesi araştırılmalı, ve toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 31.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.