(506 S. K. m. 79)
Dava: Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan S.G.K. Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 13.1.1970 tarihinde yaşamını yitiren ve davacının babası konumunda yer alan sigortalının 506 Sayılı Kanun hükümleri kapsamında davalı işveren adına tescilli işyerinde 10.5.1960 günü çalışmaya başladığı yönünde düzenlenen işe giriş bildirgesinin 15.7.1970 tarihinde davalı Kuruma verildiği anlaşılmakta olup, anılan işyerinde söz konusu tarihte bir gün süreyle hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmanın ve bu tarihin sigortalılık başlangıcı olduğunun tespiti istemine ilişkin davanın mahkemece yapılan yargılamasında, söz konusu bildirgenin varlığına ve tanıkların anlatımlarına dayanılarak talep kabul edilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 Sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrasında; yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile çalıştıklarını kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 9.7.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 Sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 7.6.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 Sayılı Kanunun üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, halen geçerliliğini korumaktadır. Buna göre ilgili kişi hakkında; işe giriş bildirgesi düzenlenmediği, düzenlenmesine karşın yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, sigortalılık bildirimini içeren dönemsel sigorta primleri bordrosunun hiç veya anılan süre içerisinde Kuruma verilmediği, sigorta priminin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde Kurum görevlilerince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurması zorunludur. Bununla birlikte önemle vurgulanmalıdır ki; değinilen kuralın tek istisnası, kamu kurum ve kuruluşlarında gerçekleşen hizmete ilişkin olarak, Kuruma aktarılmasa dahi işveren tarafından ödenen ücret/maaş üzerinden sigorta primi kesintisi yapılması olgusudur. Bir başka anlatımla, sözü edilen niteliğe sahip işyerinde çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğundan, yukarda açıklanan durumların hiç biri gerçekleşmemiş olsa da Kuruma aktarılmamasına karşın işverence ilgiliye ödenen ücret/maaş üzerinden sigorta primi kesintisi yapıldığı takdirde ilgili yönünden hak düşürücü süreye ilişkin hüküm uygulanamaz.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; sigortalı hakkında düzenlenen işe giriş bildirgesinin yasal hak düşürücü süre geçtikten sonra Kuruma verildiği belirgin bulunmakla, yukarda sıralanan diğer olguların gerçekleşip gerçekleşmediği yöntemince araştırıldıktan ve böylelikle davacının isteminin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı açıklıkla belirlendikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, söz konusu süre yönünden herhangi bir irdeleme yapılmaksızın istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılardan S.G.K. Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 14.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy