Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 14.07.1980 tarihinde başlayan 506 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalılık süreleri de dikkate alınarak 04.10.2000 tarihine kadar olan dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hâkimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 298. maddesi; gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını öngörmüştür. Kısa kararda “Davacının 06.11.1998-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine” şeklinde hüküm tesis edilmesine rağmen, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında; “Davacının 06.10.1989-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlubbbbsigortalısı olduğunun tespitine” biçiminde hüküm kurulması nedeniyle hükmün sadece bu bölümü yönünden son oturumda tefhim edilen kısa kararın gerekçeli karara aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Öte yandan konuyla ilgili 10.04.1992 günlü ve 991/7 Esas, 1992/4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 04.10.2011 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy