Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, sigortalılık süresinin aidiyetiyle sigortalılık başlangıcının tespiti ve aylık işlemlerinde mahkeme kararıyla düzeltilen doğum tarihinin esas alınması gereğine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı üzerine sürdürülen yargılama sonucunda, “Davacının ...... işlemleri yönünden doğum tarihinin 1962 olarak esas alınması gerektiğinin ve sigortalılık başlangıç tarihinin 14.04.1981 olduğunun tespitine” Karar verilmiştir.
ükmün, davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dairemizin 04.05.2010 ve 01.02.2011 tarihli bozma ilamlarında da belirtildiği üzere, 506 sayılı Yasanın 60/G maddesinin; mallulluk, yaşlılık ve ölüm sigortaları uygulamasında 18 yaşından önce malulluk, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği hükmü ve 506 sayılı Yasanın 120.maddesinin; iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasının uygulanmasında, hak sahiplerine bağlanacak gelirlerle sigortalılara ödenecek sermayelerin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporu ile tespit edildiği tarihi de nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri esas tutulacağı yönündeki düzenlemesi gözetilmeksizin hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Davacının nüfus kütüğündeki doğum tarihi 10.12.1967 olup, 28.03.1984 tarihli kesinleşen mahkeme ilamına göre doğum tarihi 10.12.1964 olarak düzeltilmişse de ilk işe alındığı tarih 14.04.1981 olmakla, bu tarihten sonra gerçekleşen yaş tashihi, aylık koşullarının belirlenmesinde esas alınamaz. Ayrıca davacının sigortalılık başlangıç tarihinin ise 18 yaşını doldurduğu tarih olan 10.12.1985 tarihi olduğunun tespitine karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.