(506 S. K .m. 53)
Dava: Davacı, 6.6.2003 tarihinden itibaren malullük aylığına hak kazandığının tespitine ve aylıklarının faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı, 506 Sayılı Kanunun 53. maddesi olup, anılan madde 'Kurum hastanelerince düzenlenecek usulüne uygun sağlık kurulu raporları ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az 2/3'ünü yitirdiği... Kurumca tespit edilen sigortalı malullük sigortası bakımından malul sayılır... Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte, malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık ve arızalarının bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalılar bu hastalık veya arızaları nedeni ile malullük sigortası yardımlarından yararlanamazlar/' düzenlemesini içermektedir.
Uyuşmazlık, davacının anılan yasal düzenleme çerçevesinde, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya arızasının bulunup bulunmadığı hakkındadır. Mahkemece, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 21.10.2005 tarihli raporunda, sigortalının işe giriş tarihinde maluliyetini gerektiren hastalık ve arızası ile işe girmiş olduğunun bildirildiği, 4.1.2008 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporunda ise, hali hazırda beden çalışma gücünün 2/3'ünü kaybetmiş sayılacağı, hastalığın 1990 yılından önce başlamış olabileceğinin bildirildiği görülmektedir. Anılan Yasa maddesinin B bendinde ... Bu Kanun kapsamında ilk defa çalışmaya başladıkları tarihte mevcut hastalık veya arızası bulunanlar bu hastalık veya arızasının malul sayılmayı gerektirecek düzeyde olmadığını Kurum veya Kurum dışındaki hastanelerden işe girmeden önce alınmış, usulüne uygun sağlık raporu ve dayanağı tıbbi belgelerle kanıtlamakla yükümlüdürler... hükmü öngörülmüştür. Bu yasal düzenleme karşısında, davacının işe başladığı tarihte maluliyetini gerektirir derecede rahatsız olduğunun, tereddüde yer vermeyecek şekilde tespiti zorunludur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, Dokuz Eylül Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim dalından rapor alınarak karar verilmiş ise de; anılan rapor, önceki raporlar arasındaki çelişkiyi ortadan kaldırmadığı gibi, maluliyetin başlangıç tarihi hususunda yeterli içeriğe sahip olmadığından hüküm kurmaya elverişli değildir.
Mahkemece yapılacak iş; tüm tedavi evrakının davacıdan ve ilgili kurumlardan sorularak temini ile, Adli Tıp Genel Kurulundan çelişkileri giderecek şekilde yeniden rapor alınarak, davacının işe başladığı tarihte maluliyetini gerektirir derecede rahatsız olup olmadığı hususu tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, davacının işe başladığı tarihteki maluliyetinin tespit edilememesi halinde, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya arızasının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu aşamadan sonra, davacının halihazırda maluliyet durumu ve maluliyetin başladığı tarih belirlenmeli, davacının çalışma gücü kaybı oranı kesin biçimde tespit edilerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 28.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy