Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :2009/1046-2011/575
Davacı, davalı işverene ait işyerinde 05.04.2008-20.03.2009 ve 22.06.2009-30.08.2009 tarihleri arasında aylık net 1500 TL ücret ile aralıksız çalıştığını iddia ile işveren tarafından kuruma bildirilen süreler dışında bildirim yapılmadan geçen çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, davacının 02.06.2008-22.06.2009 tarihleri arasında net aylık ücretinin 1.500,00 TL.olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)Davanın, 5510 sayılı Kanunun 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Kanunun Geçici 7. maddesi hükmü gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak her türden kanıtın toplanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu kapsamda, davacının çalışmalarını çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa'nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir.
Bu tür davalarda davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden ve dava konusu dönem içerisinde davacı çalışmalarını Kuruma bildiren dava dışı işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler kurumdaki dosyalarından veya kolluk marifeti ile saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 4.maddesi ile “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davanın da işverene karşı açılması gerekir. Kaldı ki, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, bu tür tespit davalarının sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.
Davaya konu somut olayda; Mahkemece, dinlenen tanıkların hangi işyerinde ne kadar süre ile çalıştıkları net olmadığı gibi, komşu işyeri araştırması da yapılmamıştır. Ayrıca davacının, dava dilekçesinde ... isimli şahsa ait olduğunu belirttiği, lokanta işletmesinde çalıştığını beyan ettiği, davalı olarak gösterilen şirketin dava dilekçesinde belirtilen adreste davacının bildirdiği lokanta işyerinin bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda öncelikle davacının işvereninin şirket mi yoksa gerçek kişi mi olduğu belirlenmeli, daha sonra belirlenen işverene HMK’nun 124. maddesindeki düzenleme gözetilerek husumet yöneltilmesinden sonra, ibraz edeceği deliller ile birlikte tüm dosya kapsamı değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır.
2-) Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 Esas, 2005/413 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Bu bakımdan, davaya konu olayda olduğu gibi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Mahkemece, kabul edilen dönemde davacının aylık net 1500,00 TL ücret karşılığı çalıştığının tespiti yönünden, ücrete ilişkin kabul gerekçesi yeterince tartışılmamış olup, ücret konusunda, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıcı sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa dönemin asgari ücretine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalılardan Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.