Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, trafik kazasında ölen sigortalıya ve onun haksahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava trafik kazasında ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan masrafların 1479 sayılı kanunun 63. maddesi gereği rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Anayasanın 129/5. maddesi hükmüne nazaran; memurlar ile diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. Anılan maddede ”yetkilerini kullanırken” deyimi uygulamada “görevlerini yaparken” biçiminde yorumlanmaktadır. Bu yönde davalılardan ... Belediyesinde ...Müdürü olarak görev yapan davalı ...’nun zararlandırıcı sigorta olayının vukuu tarihi itibariyle memur statüsünde bulunması ve görevini ifa ederken kusuruyla sigorta olayının meydana gelmesi karşısında bu kişi hakkında dava husumetten reddedilmelidir. Zira, husumet dava şartlarından olup, mahkemece resen gözönünde tutulmalıdır.
Öte yandan, Mahkemece makine mühendisi bilirkişi tarafından verilen ve ... ile davalı ...’e toplamda % 25, sigortalıya % 75 kusur isnat eden rapor esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, bu raporun daha önce verilen ... Kurumu raporuyla çelişkili ve oluşuna uygun olmayan bir rapor olduğu, kazanın yol yapım çalışması yapılan bir yerde meydana gelmesi karşısında, bu raporun olayın oluşunda kusuru bulunanların durumunu yeterince irdelenmediği ve isnat ettiği kusur oranlarının isabetli olmadığı gözetilip, trafik hukukunda uzman bilirkişi heyetinden, mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek, gerçek ve tüzel kişilerin kusurlarını isabetli şekilde belirleyen yeni rapor alınıp sonucuna göre karar verilmemesi isabetsizdir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, hükmü temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 14.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy