(1479 S. K. m. 53, Ek. m. 19, Geç. m. 26)
Dava: Dava, sonucu itibarıyla 1479 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki zorunlu sigortalılık süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar: Hükmün, davalı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Vergi yükümlülük süresine karşılık gelen ve borçlanma üzerine primleri yatırılan 01.07.1989 - 04.10.2000 tarihleri arasındaki dönemde 1479 sayılı Kanun hükümlerine tabi zorunlu sigortalı olunduğunun tespiti istemine ilişkin davanın mahkemece yapılan ilk yargılamasında verilen hükmün, Dairemizin 26.10.2009 gün ve 11611/16148 sayılı ilamı ile bozulup, anılan ilama uyulduğu, gerek davalı Kurumca 18.12.2007 tarihinde mahkemeye yazılan yazı, gerek bilirkişiler tarafından bozma ilamı öncesinde düzenlenen 05.03.2008 tarihli ve bozma ilamı sonrasında hazırlanan 30.09.2010 günlü rapor içerikleri arasında açık çelişki bulunduğu, özellikle, hükme dayanak kılınan son raporun denetime elverişli olmayıp yöntemince düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece bozma ilamı gerekleri yerine getirilmediğinden; ayrıntıları söz konusu ilamda açıklandığı üzere, 1479 sayılı Kanunun 53, ek 19 ve geç. 26. madde düzenlemeleri dikkate alınmak suretiyle, özellikle sağlık sigortası primleri de gözetilerek, davalı Kuruma yazı yazılıp davacının yatırdığı miktarın, ödeme tarihinde bulunduğu gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ne kadar süreye karşılık geldiği belirlenmeli, anılan Kurum saptamasına davacı tarafından itiraz edildiği takdirde bu kez çekişme konusunda uzmanlardan oluşan üç kişilik bilirkişi kuruluna başvurularak, çelişkileri giderici ve yöntemince düzenlenecek raporla borçlanmanın karşılığı olan süre kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta saptandıktan sonra bu sürenin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi yönünde elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabul üne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy