Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yersiz aylıkların istirdadına ilişkin, itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davalı ... yönünden davanın kabulüne, davalı ... yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum vekilinin, davalı ...'ın 25.05.1995 tarihinde Kuruma ibraz ettiği, Bağ-kur giriş bildirgesinde 01.05.1982 tarihinden itibaren vergi mükellefi görünmesi sebebi ile, davalının 01.05.1982 tarihinden itibaren 1479 sayılı yasaya göre Bağ-kur kaydının yapıldığını, davalının 01.05.1982- 31.12.1992 tarihleri arasında gelir vergisi mükellefi olduğunu, ... Malmüdürlüğünce onaylanması sebebi ile, bu tarihlerde davalının zorunlu Bağ-kur sigortalısı sayıldığını 30.06.1997- 31.07.1997 tarihleri arası isteği bağlı sigortalı olduğunu, 01.03.1995- 30.09.1995 tarihleri arası 506 sayılı yasaya tabi zorunlu sigortalı olduğunu, 01.10.1995- 30.05.1997 tarihleri arası 506 sayılı yasaya tabi isteğe bağlı sigortalı olduğunu, 2 yıl, 6 ay askerlik borçlanması olduğunu, tüm bu sürelerin dikkate alınarak davalı ...'a 01.08.1997 tarihinden itibaren 1479 sayılı yasaya bağlı kısmi aylık bağlandığını, Ceza mahkemesi kararı sonrasında davalının yaşlılık aylığının kesilerek, ... 1.İcra Müdürlüğünün 2009/647 sayılı dosyasında yersiz ödenen aylıklar için takip başlatıldığını, davalı ... tarafından yapılan itirazının iptaline, % 40 icra inkar tazminatına kurumca yersiz olarak ödenen 3.592,30 TL. nin çekildiği tarihlerden itibaren takip tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istediği anlaşılmıştır.
... 1.İcra Müdürlüğü'nün 2009/647 esas sayılı dosyası incelendiğinde; SGK Başkanlığı tarafından, ... aleyhine , yersiz ödenen aylıkların tahsili amacıyla takip başlatıldığı, ... tarafından süresinde yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve süresi içerisinde Kurum tarafından itirazın iptali davası açılmış olduğu anlaşılmaktadır. ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2001/62 esas sayılı dosyasında; davalıya ödenen aylığa esas Bağ-Kur tescil işleminin dayanak alındğı evrakların usulsüz olduğu kanaatine varıldığı, ancak, ... hakkından açılan resmi evrakta sahtekarlık suçundan beraat kararı verildiği, ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğu görülmüştür.
... Cumhuriyet Başsavcılığının ... hakkında yapmış olduğu soruşturmada, şüpheli ... tarafından babası ... adına usulsüz sigorta kayıtları oluşturulduğunun anlaşıldığı,şüpheli ...'ın eylemlerinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturduğu,ancak atılı suça ilişkin zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
Mahkemece, davalı ...'a 01.08.1997- 30.05.2002 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarının usulsüz kayda dayandığı, bu kaydın iptali ile, aylıkların yersiz ödeme niteliği kazandığı ve kurumunda icra takibine konu alacağı talep etmesinde her hangi bir sakınca olmadığı; Kurum dosyasında, davalıya ödenen yaşlılık aylıklarının ay be ay döküm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili gerektiği, davalı ... aleyhine açılan davanın ise, husumet yokluğundan reddine karar verildiği görülmüştür.
Mahkemece, davalı ... yönünden davanın kabülüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte davalı ... yönünden verilen karar, usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Şöyle ki, her ne kadar davacı Kurum tarafından Ordu 1.İcra Müdürlüğü'nün 2009/647 esas sayılı dosyasında, ... yönünden icra takibi yapılmamışsa da, dava dilekçesi ve davacı Kurum beyanı incelendiğinde ,iş bu dava da, yersiz ödenen aylıkların istirdadı talep edilmiş olduğundan, mahkemece, davalı ... yönünden işin esasına girilerek karar tesis edilmesi gerekmektedir.
5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise, bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir. Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın "Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsilini düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir.Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa, geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Şu halde, davalı ... yönünden, ,anılan yasa maddesinin, “a” bendi hükmü gözetilerek, Kurumca istirdatı mümkün süre ve tutarı belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy