Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, davalılardan işverene ait işyerinde geçen sigortalı çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve temyiz edenin sıfatına göre aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 19.08.2002 – 10.11.2007 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını belirterek, tespitini istemiş; Mahkemece, davacının 19.08.2003 – 10.11.2007 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Ticaret sicil kayıtlarından, davalılardan şirketin 22.12.2004 tarihinde kurulup, merkez şubeye ilişkin vergi kaydının aynı tarihte başladığı, kira sözleşmesine göre en son çalışmanın geçtiği işyerinin, davalı şirket tarafından 01.07.2005 tarihinden itibaren kiralanıp, aynı tarihte 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, davacı için işe giriş bildirgesi veya herhangi bir sigorta bildiriminin bulunmadığı görülmüştür. Davalı şirket ve dinlettiği tanıklar, davacının, 2005 yılı Temmuz ayı ile 10.11.2007 tarihleri arasında, turistlerin yoğun olduğu günler ile hafta sonlarında part-time olarak çalıştığını, bir kısım tanık ise, işveren temsilcisinin ortağı olduğu başkaca şirketler olup, tamamının aynı marka ürünü ...’in farklı yerlerinde açılan işyerlerinde satışını yaptıklarını, davacının, merkez ve diğer şubelerde olmak üzere, 2002 – 2007 yılları arasında çalıştığını beyan etmişlerdir.
Davalı şirketin 2004 yılı Aralık ayında kurulup, en son çalışmanın gerçekleştiği işyerinin 01.07.2005 tarihinden itibaren başlayan kira sözleşmesi ile faaliyete başlamış olduğu gözetildiğinde; Mahkemece, öncelikle, kabulüne karar verilen dönemlerde, davacının çalışmalarının gerçekleştiği işyerleri ve bunun sonucunda da işverenliğin kime ait olduğu ticaret sicil kayıtları da getirtilmek suretiyle belirlenmeli; işverenliğin başkasına ait olduğunun anlaşılması durumunda, gerektiğinde onlara da usulünce husumet yöneltilmesi sağlanmalı; sonrasında, davacının çalıştığı süre, işveren ve çalışmasının part-time olup-olmadığı bordrolara geçmiş çalışanlar, komşu işyeri sahibi ve bunların bordrolara geçmiş çalışanları ile, çalışmayla ilgili bilgisi olabilecek başkaca kişilerin beyanlarına başvurularak, araştırılıp, uyuşmazlık konusu husus şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmelidir.
2- Kabule göre de, kısmen reddine karar verilen davada, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı Kurum lehine, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılardan Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.