.....
Dava, murisle ilgili askerlik borçlanma işleminin geçerli olduğunun ve ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçe ile, isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, murisinin askerlikte geçen süreleri için yaptığı borçlanmanın geçerli olduğunun ve borçlanılan süreler de gözetilerek kendisine ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini istemiş; Mahkemece, davacı eşinin 506 sayılı Kanun kapsamında tescilinin bulunduğu, davacının, Kurum’a yönelik aldatıcı bilgi-beyanda bulunmadığı, Kurum tarafından borçlanma talebi kabul edilerek, borçlanma işlemleri gerekçeleştirildiği gerekçesi ile davacının borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davacının, Türk soylu murisinin (eşi), Türkiye’de hizmet sözleşmesine dayalı çalışmaları nedeniyle 506 sayılı Kanun kapsamında 22.09.1975 – 31.12.1981 tarihleri arasında 397 gün sigortalılığının bulunduğu, ..... vatandaşı olmayıp, askerliğini de .... yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
.... Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu, Özel Kuruluş veya İşyerlerinde Çalıştırılabilmelerine İlişkin 2527 sayılı Kanunda, bu durumdakilerin yabancı ülkede askerlikte geçen sürelerini borçlanabileceklerine izin veren bir düzenlemenin bulunmamasına göre; davacının, eşinin askerlikte geçen sürelerini borçlanması mümkün bulunmadığı gibi; davacının, murisinin askerlikte geçen süresinin borçlanılmasına ilişkin 04.02.2008 tarihli talebi kabul edilerek aynı günde hem borçlanma bedeli ödenip, hem de ölüm aylığının talep edilmesi üzerine, henüz aylık bağlanmadan Kurum tarafından iç yazışma sonucunda askerlik borçlanması yapılamayacağı ve istediğinde borçlanma bedelinin iade ./..
-2-
edileceğinin belirtilmiş olup, buna göre, Medeni Kanunun 2. maddesinde belirtilen objektif iyiniyet durumunun da somut olayda gerçekleşmediği gözetildiğinde; Mahkemece, davanın reddi yerine, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy