Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, 30.09.1997-09.07.2001 tarihleri arasındaki süreye ilişkin olarak, 24.08.2001 tarihinde toplam 41 adet prim girişinin hayali olarak yapıldığından bahisle yaşlılık aylığının ve sağlık yardımının iptali işleminin iptali ile, 01.01.2003 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının ve sağlık karnesi kullanılması nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile ödenen aylıkların iadesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davacının prim ödemelerinin hayali nitelikte olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Yapılan incelemede; davacı adına 01.01.2003 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, ardından, Kurum müfettişliğince düzenlenen 12.12.2006 tarihli rapor ile; 1997-2001 yılları arasındaki döneme ilişkin olarak, 24.08.2001 tarihinde davacının hesabına 41 adet hayali prim yüklemesinin yapıldığının tespiti, bu ödemeleri gösteren vezne icmallerine rastlanılmaması, davacının, müfettişe verdiği 18.05.2006 tarihli ifadesinde; 41 adet ödemeye ait makbuzun bulunmadığını, bu ödemeleri Kurum veznesine yaptığını belirtmesi karşısında, yapılan 41 adet prim yüklemesi geçersiz sayılarak, davacı adına 01.01.2003-27.11.2006 tarihleri arası döneme ilişkin 26.748,00 TL prim borcu tahakkuk ettirilerek, davacıya bağlanan yaşlılık aylığı ve sağlanan sağlık yardımı iptal edilmiştir. Yine, hayali prim girişinde bulunduğu iddia edilen Kurum görevlileri ... ile ... hakkında "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık" suçu nedeniyle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.12.2008 tarih, 2006/304 Esas ve 2008/282 Karar sayılı ilamı ile verilen mahkumiyet kararının, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 25.06.2012 tarih, 2011/15143 Esas ve 2012/39878 Karar sayılı ilamı ile; Kurum görevlilerinin ... primlerini tahsil etme yetkilerinin bulunup bulunmadığının araştırılması suretiyle, tahsil yetkilerinin bulunması halinde, eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 247/1 maddesindeki zimmet, tahsil yetkilerinin bulunmaması halinde ise 5237 sayılı TCK'nın 252. maddesindeki rüşvet suçunu oluşturup oluşturmayacağı değerlendirilmeden karar verilmiş olması sebebiyle bozulduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının, iyi niyetli olup olmadığının tespiti bakımından; davacı tarafından 41 adet prim ödemesi yapıldığı halde, ödemelerin Kurum görevlileri tarafından kendi hesaplarına mı geçirildiğinin; yoksa prim ödemesi yapmadığı halde, davacının Kurum görevlilerinden ödeme yapılmış gibi göstermelerini mi istediğinin tespiti önem arzetmekte olup, hal böyle olunca, Mahkemece, ceza dosyasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy