(506 S. K. m. 10, 26) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. E. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddelerinde tanımlanan unsurları taşıması ve tarafların kimlikleri yönündeki hükümlerinin kararın yazımında dikkate alınmaksızın, davalılardan F. T.'un adının, karar başlığında B. olarak yazılmış olması; Yine, hükümde, birleştirilen her dava için ayrı ayrı karar verilmesi ve hüküm fıkrasında, her dava için verilen kararın ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği hususunun gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
2- Davacı Kurum, davasını 506 sayılı Yasa'nın 10 ve 26. maddelerine dayandırmış olup; 10. maddenin 26. maddeye göre uygulama önceliği bulunmaktadır. Mahkemece, işe girişin kazadan sonra bildirildiği belirtilerek 10. madde sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş ise de; iş kazasının meydana geldiği 12.08.1998 tarihinde yürürlükte olan yasaya göre, işe giriş bildirgesinin, çalışmaya başladıktan itibaren 1 aylık süre içinde Kurum'a verilmesi gerekmekte olup; Mahkemece, sigortalının davalılardan işverene ait işyerinde çalışmaya başladığı tarih araştırılarak, iş kazasının meydana geldiği tarihten geriye doğru 1 ayı geçen çalışmasının bulunduğunun ve işe girişinin, kazadan sonra bildirildiğinin anlaşılması durumunda, 10. madde şartlarının gerçekleşeceği ve davalılardan işverenlerin sorumluluğunun buna göre belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
3- Davaya konu iş kazasının meydana geldiği inşaatın yapı ruhsatında, dava dışı M.D.'in yapı sahibi, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan davalılardan F.T.'un statik proje sorumlusu ve fenni mesul olduğu yazılıdır. Mahkemenin hükme dayanak aldığı kusur raporunda ise, anılan davalının inşaatın yapımcısı olduğu belirtilmiş olup; mahkemece, davalılardan F.T.'un işverenlik sıfatının bulunup-bulunmadığı araştırılıp, işverenlik sıfatının bulunmadığının anlaşılması durumunda, inşaatla ilgili sorumluluğu belirlenip, sonucuna göre, ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi için yeniden kusur raporu alınmalıdır.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 29.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy