Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, 17.11.2008 tarihli tahsis talebine göre ....’dan yaşlılık aylığı bağlanması gerekirken, 2008/10 ve 11. ay.... prim borcunun 17.03.2009 tarihinde tahsil edilip 01.04.2009 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını öne sürerek ilk tahsis talebine göre 01.12.2008 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkeme, davacının, 01.12.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hükmün gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine uygun olması gerekir. Mahkeme, kararın gerekçe bölümünde; “1489 sayılı yasanın 29. maddesinde yaşlılık aylığı bağlanma şartları, malul sayılmak, en az 5 tam yıl prim ödemiş olmak, yazılı talepte bulunmak, prim veya diğer cezaları başvurma tarihinde tamamen ödeyerek tüm borçları kapatmak olarak belirtilmiştir...davacının tahsis talebinde bulunduğu tarihte 1479 sayılı yasanın 29. maddesinde belirtilen yaşlılık aylığı bağlanma şartlarını taşıdığı...” biçiminde gerekçeye yer vermiş, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise, “...1.12.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına...” hükmetmiştir. Böylece, kararın gerekçesi ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının birbiriyle çelişkili olduğu kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde; davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına 05.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy