(506 S. K. m. 13, 14, 32, 34, 36, 109)
Dava: Davacı, 30.10.1999 tarihinden itibaren sürekli işgöremezlik gelirine hak kazandığını belirterek, geçmiş dönem gelirlerinin her bir ödeme tarihinden; sigortasız kalması sebebiyle kendisi, eşi ve kızı için yaptığı tedavi giderlerinin ödeme tarihlerinden; gelirin sonraki tarihten bağlanması sonucu manevi tazminatın 1999 tarihinden yasal faizle; ayrıca, bu sürede yaptığı masrafların tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, masraflara ilişkin isteğin reddine, diğer isteklerin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. E. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1) 24.12.1998 tarihli trafik-iş kazasında yaralanan davacıya, 24.12.1998 - 29.10.1999 tarihleri arası dönem için geçici işgöremezlik ödeneği ödenmiştir. Davacının, sürekli işgöremezlik gelirine ilişkin talebinin, davalı Kurum tarafından, çalışma gücü kaybı bulunmadığı belirtilerek reddedildiği; sonradan yapılan işlemle, sürekli işgöremezlik durumuna girdiği tarih, kaza sonrası istirahatli sayıldığı 29.10.1999 tarihini takip eden gün olan 30.10.1999 tarihi alınarak ve SSK Ankara Hastanesi tarafından düzenlenen 23.3.2005 tarihli rapora dayanılarak, sürekli işgöremezlik derecesinin artma ile %46 olduğu belirtilmek suretiyle, 1.4.2005 tarihinden itibaren sürekli işgöremezlik geliri bağlandığı anlaşılmaktadır. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen 15.12.2006 tarihli raporda; davacının, sürekli işgöremezlik durumuna girdiği tarih belirtilmeksizin, çalışma gücü kaybının %44 olduğu belirlenmiştir. Kurumun, belirtilen rapor sonrasında, davacının gelirini, %44 sürekli işgöremezlik derecesine göre hesaplayıp, ödediği anlaşılmıştır.
Mahkemece, öncelikle, 506 Sayılı Kanunun 109. maddesinde belirtilen prosedür işletilerek, davacının, sürekli işgöremezlik durumuna girdiği tarih ve çalışma gücü kaybı oranı kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip; sürekli işgöremezlik gelirlerine ilişkin istem hakkında sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; bu yönde araştırma yapılmaksızın, 30.10.1999 tarihinden itibaren sürekli işgöremezlik gelirine hak kazanacağı esas alınarak, birikmiş gelirlerin tahsiline karar verilmiş olması, isabetsiz bulunmuştur.
2) Davalı Kurum tarafından, davacının, sürekli işgöremezlik oranının belirlenmesi için yasada belirtilen araştırmaların yapıldığı gözetildiğinde, 22.6.1966 gün ve 717 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında koşulları belirlenen manevi tazminatın, somut olayda koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacının, manevi tazminat isteğinin tümünün reddine karar verilmesi gerekir.
3) Davacının, kendisi, eşi ve kızı için yaptığı sağlık harcamalarının tahsili istemine ilişkin olarak; davacı için, 20.12.1996 tarihine kadar 215 gün, 1.12.1998 - 30.3.2001 tarihleri arası dönemde kesintisiz olmak üzere, toplam 1055 gün prim ödendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı için 25.10.2004 tarihinde yapılıp, ödenen 13,00 TL; eşi için 11.5.2005 tarihinde yapılıp, ödenen 153,89 TL; kızı için ise, 9.12.2003-11.12.2003 tarihleri arası dönemde yapılıp, 19.4.2006 tarihinde ödenen 1095,58 TL tedavi masraflarının, kızı ve eşi için yapılanlardan katkı payı düşüldükten sonra kalan kısmının davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 506 Sayılı Kanunun 13. maddesine göre, iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası kolundan yapılacak sağlık yardımından, iş kazasına veya meslek hastalığına uğrayan sigortalı yararlanabilir ve anılan Yasanın 14. maddesine göre de, sağlık yardımları, sigortalının sağlık durumunun gerektirdiği sürece devam eder. Mahkemece, davacının, kendisi için yapılan tedavi giderinin, iş kazası sonucu sağlık durumunun gerektirmesi sebebiyle yapılıp-yapılmadığı araştırılarak, sonucuna göre karar verilmelidir.
Yine, yapılacak araştırma sonucu, tedavilerin yapıldığı tarihler itibariyle gelire hak kazanıldığının anlaşılması şartıyla, gelir ve aylık almakta olanlar ile aile bireylerine sağlık yardımı yapılmasını düzenleyen 506 Sayılı Kanunun 36. maddesinin A/a-b bendi gereği, davacı ve geçindirmekle yükümlü olduğu aile bireyleri için yapılan tedavi giderlerinin, aynı maddenin C bendi gereği, 34. maddede belirtilen koşulların varlığı halinde tahsiline karar verilebileceği gözetilmelidir.
Yukarıda belirtilen şartların gerçekleşmemiş olması durumunda ise; davacı sigortalı ve hak sahipleri, ancak, 506 Sayılı Kanunun 32. vd. maddelerinde belirtilen şartların varlığı halinde hastalık sigortasından yararlanabilirler. Bu durumda ise, 506 Sayılı Kanunun 32/son maddesi gereğince, sigortalının hastalık sigortasından yararlanması için, hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 90 gün; 33. maddesi gereğince de, eş ve geçindirmekle yükümlü olduğu çocuklarının hastalık sigortasından yararlanması için, hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 120 gün prim ödenmiş olması gerekir. Mahkemece, bu yönler araştırılmadan karar verildiği görülmüştür.
Mahkemenin, yukarda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 26.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy