(506 S. K. m. 26) (1086 S. K. m. 409)
Dava: Davacı, meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremez durumuna giren sigortalıya yapılan yardımların davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Yasanın 26. maddesi olup, Mahkemece, kurum tarafından daha önce açılan ve takipsiz bırakıldığı için HUMK'nun 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilip, kesinleşmemiş olan rücu dosyasında alınan kusur raporu hükme esas alınarak, karar verilmiş ise de, taraflar için bağlayıcı olduğundan söz edilemeyecek nitelikteki bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Meslek hastalığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işyerinde işin yürütüm şartları yüzünden ortaya çıkan ve sigortalıyı geçici veya sürekli şekilde hasta, sakat veya ruhen arızalı bırakan bir olgu olup, işveren bu konuda her türlü tedbiri almış olsa bile işin ve işyerinin niteliği sebebiyle bu hastalığın ortaya çıkması muhtemel olduğundan, belli orandaki bir kaçınılmazlıktan söz edilmesi gerekeceği tartışmasızdır. Bu sebeple meslek hastalığındaki kaçınılmazlık kavramı ile, iş kazasında söz konusu olabilen kaçınılmazlık birbirinden farklı olup, buna ilişkin bilirkişi incelemesi de farklıdır.
Hükme esas alınan rapor, Dairemizin ve Yargıtay'ın kabul ettiği, uygulamada 32 yıl formülü olarak adlandırılan esaslara aykırı düşmektedir. Mahkemece, öncelikle sigortalının bütün çalıştığı işyerleri sigorta sicil dosyası getirtilerek tespit edilmeli, sigortalının, hangi işyerinde ne gibi işler yaptığı ve hangi ortamda çalıştığı, bu işyerlerindeki çalışmaların meslek hastalığına etkisi olup olmadığı belirlenmeli, gerekirse çalışma yerlerinde keşif de yapılarak bu eksiklikler giderilmeli ve kusur irdelemesinde gözetilmeli; sigortalının işyerlerinde 32 yıldan daha kısa bir süre çalışması halinde, kaçınılmaz maluliyet oranı; çalışılan yıl sayısı: 32 yıl ortalaması ile çarpılarak kaçınılmaz maluliyet oranı belirlenmeli, sigortalının 18 yaşından sonra çalışmaya başlaması halinde ise; her yıl için 32 yıldan 3 yıl indirilerek kaçınılmaz maluliyet belirlenmeli, artık yaşlar için orantılama yoluyla indirime gidilmeli, ayrıca, meslek hastalığına dayalı rücu davalarında teselsül hükümlerine dayanılamayacağı gözetilerek, her işverenin, sadece kendi kusuru oranındaki maddi zarar miktarından sorumlu tutulması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Mahkemece, konunun uzmanı bilirkişilerden bu doğrultuda kusur raporu alınarak, davalının hükmü temyiz etmemesi nedeniyle davacı Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış da gözetilerek hüküm verilmesi gerekirken, yetersiz kusur raporuna dayanılarak karar vermesi isabetsizdir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, 02.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy