Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık; borç olmadığının ve kesildiği tarihten itibaren yaşlılık aylığının tekrar bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, bozma ilamına uyduktan sonra yaptığı yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmü, tarafların avukatlarının temyiz etmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının avukatının tüm, davacının avukatının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Sigortalının yaşlılık aylığı bağlanma talebine istinaden davalı Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlanması için “yaş haddi, belirli süre sigortalı olma, belli gün sayıda prim ödeme, sigortalı olarak çalışılan işten ayrılmış olma ve aylık için yazılı talepte bulunma” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. 506 sayılı Kanunun 60. maddesi ve geçici 81. maddesinde yaşlılık aylığı bağlama koşulları, belirli gruplar halinde düzenlenmiş olup her somut olayda, o sigortalının dahil olduğu gruba ilişkin koşullar esas alınmalıdır.
Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, 06.12.1969 – 30.06.1992 tarihleri arasında değişik zamanlarda yurdışında yaptığı 5390 gün çalışma, 506 sayılı Kanun kapsamında 330 gün, iptal edilen ve geçerli olması istenen davaya konu 1479 sayılı Kanun kapsamında 421 gün çalışma toplamı olan 6141 gün üzerinden01.01.1995 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacının; 1479 sayılı Kanun kapsamındaki 421 gün çalışması iptal edilse bile; yaşlılık aylığı bağlanması için ihtiyaç duyduğu 5000 günden daha fazla prime sahip olduğu görülmekte olup; iptal edilen 421 gün nedeniyle ödenen yaşlılık aylığı farkı geri alınması gerekirken; baştan itibaren yaşlılık aylığının tümünün neden iptal edildiği ve davacının prim ödeme gün sayıları toplamı kuşku ve duraksamaya neden olmayacak şekilde araştırılıp, açıklığa kavuşturularak, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 03.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy