(1086 S. K. m. 428) (YHGK. 18.04.2007 T. 2007/5-233 E. 2007/221 K.) (YHGK. 04.03.2009 T. 2009/10-34 E. 2009/104 K.)
Dava: Dava, davacı şirketin murise sattığı kalça protezi ameliyat malzemeleri bedelinin davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı üzerine davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Dilek Doğan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Mahkemece, tıbbi malzeme satışının davacı ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında gerçekleşmediği, davacı ile sigortalı arasında gerçekleştiği, sigortalı veya mirasçıları tarafından alacağın davacı şirkete temlik edilmediği gerekçesiyle davacının aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. Bir kişinin bir davada gerçekten davacı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Bir davada davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine aittir (Prof. Dr. B. Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 1990, 5. Baskı 1. Cilt Sy. 755 vd.).
Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir (Hukuk Genel Kurulu'nun 18.04.2007 gün ve 2007/5-233 E., 2007/221 sayılı Kararı.).
Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2009 tarih ve 2009/10-34 Esas ve 2009/104 Karar sayılı ilamı ile 01.03.2006 tarih ve 2006/21-5 Esas ve 2006/33 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; Kurumun temini ile yükümlü olduğu malzemeyi, sigortalının davacı şirketten temin ettiğinin, bu malzemelere ilişkin 12/03/2005 tarihli faturanın SSK İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık İşleri Müdürlüğü adına düzenlenmiş olduğunun, malzemenin sigortalının ameliyatında kullanıldığının anlaşılması karşısında, malzemeyi temin eden davacı şirketin kullanılan malzeme bedelinin tahsilini talep etme yönünde alacağın temliki koşulu aranmaksızın bu davayı açmakta taraf sıfatı bulunduğu açık olup, davacı şirketin davada taraf sıfatının bulunduğunun kabulü gerekir.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili olgular ışığında, malzeme bedelinin davalı Kurumca vefat eden Aysel Aksu mirasçılarına ödenmediğinin de anlaşılması karşısında, Mahkemece, işin esası incelenerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Belirtilen nedenlerle temyiz edilen kararın bozulmasına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 02.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy