(506 S. K. m. 10, 26, 92) (4857 S. K. m. 77) (818 S. K. m. 53)
Dava: Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 Sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri gereğince davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece; ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Davalı işverene ait otoyol inşaatı işyerinde, eksavatör operatörü olarak çalışırken eksavatörün bakımı sırasında iki paletin uçlarını bir araya getirip takmak üzere levye ile bastırdığı sırada, levye yerinden fırlayıp sağ dizinden yaralanması ve istirahatı sırasında hastalanarak vefat etmesi biçiminde gerçekleşen İşkazası sebebiyle açılan rücu davasında; hükme esas alınan kusur raporunda işveren %80, kazalı %20 kusurlu bulunmuş, kazalının hak sahipleri tarafından açılan tazminat dosyasında da; aynı kusur oranları kabul edilerek hüküm kurulmuş ve henüz kesinleşmemiş, aynı sigorta olayına ilişkin olarak açılan ceza davasında da şirket ortağı A. İ. Y. 2/8, kepçe operatörü H. Y. 1/8, işçi E. A. 1/8, kazalı 4/8 kusurlu bulunarak sanıklar A. İ. Y., H. Y. cezalandırılmışlar, E. A. hakkında da suç duyurusunda bulunulmuş, ilam kesinleşmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, alınan kusur raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
506 Sayılı Kanunun 26. maddesi kapsamında kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının 4857 Sayılı Kanunun 77. maddesi hükmü doğrultusunda raporda tartışılması gerekir. Diğer taraftan Borçlar Kanununun 53. maddesi hükmü uyarınca hukuk hakimi ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı değilse de kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır. Bu bağlamda somut olayda; ceza davasında kusurlu bulunarak mahkum olan şahıslarında sigorta olayının meydana gelmesinde az da olsa bir miktar kusur verilmesi zorunludur.
Ayrıca kamu düzeni düşüncesi ile oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümleri; işyerleri ve eklerinde bulunması gereken sağlık şartlarını, kullanılacak alet, makineler ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek hastalıklara engel olarak alınacak tedbirleri, aynı şekilde işyerinde işkazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğunu belirtmektedir. Burada amaçlanan, yapılmakta olan iş sebebiyle işçinin vücut tamlığı ve yaşama hakkının önündeki tüm engellerin giderilmesidir.
Uygulamada önemli olan, işverenin iş kazasına sebep olmuş hareketinin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığının tespiti işidir.
Bu konuda yapılacak yargı işlemi, mevcut hükümlere göre alınacak tedbirlerin neler olduğunun tespiti işidir. Mevzuat hükümlerince öngörülmemiş, fakat alınması gerekli başkaca bir tedbir varsa, bunların dahi tespiti zorunluluğu açıktır. Bunların işverence tam olarak alınıp alınmadığı (=işverenin koruma tedbiri alma ödevi), alınmamışsa zararın bundan doğup doğmadığı, duruma işçinin tedbirlere uymamasının etkili bulunup bulunmadığı (=işçinin tedbirlere uyma yükümlülüğü) ve bu doğrultuda tarafların kusur oranı saptanacaktır.
Sorumluluğun saptanmasında kural, sorumluluğu gerektiren ve yasada belirlenmiş bulunan durumun kendi özelliğini göz önünde bulundurmak ve araştırmayı bu özelliğe göre yürütmektir.
Yukarıdaki bilgiler ışığı altında; davaya konu iş kazasında; iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve işgüvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, yukarda sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında yeniden yapılacak incelemeyle; mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı yönlerinin yargısal denetime elverir biçimde irdelenip, çelişkiden uzak rapor alınması gereği üzerinde durulmaksızın, kusur aidiyeti konusunda eksik ve yetersiz incelemeye dayalı kusur raporu esas alınmak suretiyle sonuca varılması gerekmektedir.
2- İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerini gösteren tablolara göre; hak sahiplerinin 17.3.2003 tarihinden itibaren gelire girdikleri, 1.4.2003 tarihten itibaren 3/0574800 numaralı dosya üzerenden ölüm aylığı aldıkları, buna dayalı olarak da işbu davaya konu iş kazası sebebiyle bağlanan gelirlerin 3. satırında 506 Sayılı Kanunun 92. maddesi gözetilerek bir mahsup işleminin yapılmış olduğu görülmektedir.
İş kazası sebebiyle gelire giren sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin tespiti kapsamında; bağlanan gelirlerin Peşin Sermaye Değeri Hesap Tablosunda 506 Sayılı Kanunun 92. maddesi gereğince mahsup işlemi yapıldığı, mahsubu yapılan bu gelirlerin içerisinde artışlarda bulunduğundan; anılan madde gereği ilk peşin değerli gelirden bu maddeye göre düşülen miktarlar da gözetilmek suretiyle, her bir hak sahibine bağlanan gelirlerin ayrı ayrı ilk peşin değerinin belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 13.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy