(5510 S. K. m. 96) (506 S. K. m. 121)
Dava: Davacı Kurum asıl dava ile yersiz aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsilini isterken; birleşen davayla davacı sigortalı, 01.01.1983-31.12.1989 tarihleri arası dönemde ki Bağ-Kur sigortalılığın tespitini ve aylığın kesilmesine dair Kurum işleminin iptalini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne karar verilirken; birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 14.09.1999 tarihli tahsis başvurusu üzerine, 01.09.1977-30.10.1981 arası Emekli Sandığı, 01.01.1983-31.12.1989 arası Esnaf Bağ-Kur ve 1996-1999 arası SSK sigortalılığı gözetilerek 01.10.1999 tarihinden itibaren SSK'dan yaşlılık aylığı bağlanan davacının; 01.01.1983-31.12.1989 tarihleri arası kuaför mesleğinden dolayı vergi kaydının, usulsüz kayıt sebebiyle iptali üzerine, uyuşmazlığa konu 01.01.1983-31.12.1989 tarihleri arası sigortalılık süresi geçersiz sayılmış ve yaşlılık aylığı başlangıç itibarıyla iptal edilerek. 01.10.1999-19.05.2010 dönemi yönünden yersiz aylık borcu çıkarılmıştır.
Sosyal güvenlik hakkının Anayasamızda düzenlenen bir hak olup, bu hak ve yükümlülüklerden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği nedeniyle, iş bu tür davaların kamusal niteliği de dikkate alınarak;
Davacının 1479 Sayılı Kanun kapsamındaki 01.01.1983-31.12.1989 tarihleri arası döneme ait vergi kaydına ilişkin, 20.08.1999 tarihli ıb formunun vergi kayıt bölümüyle aynı tarihli giriş bildirgesindeki vergi kayıt bölümünü tasdik eden Vergi Dairesi görevlileri hakkında ceza tahkikatı açılıp açılmadığı, açılmış ise, safahatı ve sonucu araştırılarak, elde edilecek bilgi ve belgeler, mevcut tüm delillerle birlikte yeniden bir kez daha değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Öte yandan, davalıya ait sigorta sicil dosyasındaki hesap ekstrasına göre, 03.09.1999 tarihinde 7.300.000 TL'lik (7,30 TL) tek ve toplu ödemenin mevcut olması karşısında, yukarda belirtilen yapılacak inceleme sonucu, vergi kaydı ve dolayısıyla zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının geçersiz sayılması halinde, ödenen primlerin karşılık geldiği süre kadar, davacının isteğe bağlı sigortalı sayılabileceği gözardı edilmemelidir.
5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesi. Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden.
Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise, bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faiziyle birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... hükmünü içermektedir.
Konuya dair 5510 Sayılı Kanun öncesi mevzuata bakıldığında. 506 Sayılı Kanunun Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsilini düzenleyen 121 inci maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesiyle 506 Sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 Sayılı Kanunun geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle, 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Şu halde, anılan yasa maddesinin a bendi hükmü gözetilerek kurumca istirdadı mümkün süre ve tutarı belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalı-karşı davacı G. K. ve davalı G. B.'a iadesine, 03.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy