(1479 S. K. Geç. m. 10) (818 S. K. m. 63) (5510 S. K. m. 96)
Dava: Davacı, öncelikle muris kocanın emeklilik aylığının iptali ve ödenen aylıkların iadesi istemli Kurum işleminin iptali ile 1.1.2010 tarihinden itibaren kendisine ölüm aylığı bağlanarak yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, yazılı biçimde ve istek gibi davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı 1479 Sayılı Kanunun geçici 10. maddesi olup,12.11.2009 tarihinde vefat eden muris kocanın 1.1.1972-30.10.2000 arası çerçeve ve ara dönemlerde toplam 6789 gün 1479 Sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur hizmetinin bulunduğu. 30.10.2000 tarihli tahsis talebi üzerine SSK tarafından bildirilen 506 Sayılı Kanun kapsamındaki 2348 gün sigortalılık süresi de dikkate alınarak murise toplam 9137 gün üzerinden 1.11.2000 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanıp, ölüm tarihine kadar 32.293,32 TL ödemede bulunulduğu, davacı sağ eşin 14.12.2009 tarihli ölüm aylığı tahsis talebinin; murisin bir kısım zorunlu Bağ-Kur sigortalılığıyla isteğe bağlı SSK sigortalılığının çakışması sebebiyle murise bağlanan aylığın iptal edildiği belirtilerek, yersiz ödemelerin iadesi şartıyla davacıya aylık bağlanabileceğinin bildirildiği, gerçekten de SSK bildirimine konu 1.12.1987-31.1.1991 dönemine dair 1140 gün isteğe bağlı SSK sigortalılığının, 12.2.1984-28.12.1989 dönemindeki zorunlu Bağ-Kur sigortalılığıyla çakıştığı ve isteğe bağlı SSK sigortalılık süresinin 1.1.1990-31.1.1991 dönemiyle sınırlandırılıp toplam SSK sigortalılığının 1231 gün olarak belirlendiği, dolayısıyla toplam sürenin 8020 güne düşmesi sebebiyle de murise bağlanan yaşlılık aylığının baştan itibaren iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme, karar gerekçesinde; muris sigortalının iyi niyetli olup aksinin kanıtlanmadığını ve aylıkların tüketilmesi sebebiyle B.K.nun 63. maddesine göre iade yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı sağ eş yönünden ise ölüm aylığı şartlarının gerçekleştiğini gerekçe göstererek, yersiz ödemelerin iadesine dair kurum işleminin iptaline, davacı sağ eşe 1.1.2010 tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlanması ve yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitine karar vermiştir.
5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların haksahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler:
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faiziyle birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... hükmünü içermektedir.
5510 Sayılı Kanunun 96. maddesiyle 506 Sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 Sayılı Kanunun geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, B.K.nun 63. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Davacının, aylıktan kaynaklanan yersiz ödemeleri iade yükümünün 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi hükmü uyarınca belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Kuşkusuz, bu belirleme yapılırken, muris kocanın ihtilafsız olan prim gün sayısı ile yaş durumu birlikte değerlendirilip, 1479 Sayılı Kanunun Geçici 10. maddesi kapsamında asgari tahsis koşullarına göre bağlanabilecek aylık tarihi tespit edilip hak edilen ve iadesi gereken aylık tutarlarının bu çerçevede tespitiyle tarafların hak ve borçlarının buna göre değerlendirilmesi gereği gözetilmelidir. Diğer yandan, davacı eş lehine ölüm aylığı tahsis koşullarının gerçekleşmiş bulunması karşısında, davacı sağ eşe ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine dair Mahkeme hükmünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
O halde; davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 25.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy