Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2011/66-2012/208
Davacı, 5510 sayılı Kanun’un 81. maddesinin (ı) bendinde yer alan beş puanlık prim indiriminden yararlandırılmamasına ilişkin Kurum işleminin iptalini ve bu nedenle ödediklerinin tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
15.05.2009 tarihinde işe alınan sigortalının işe giriş bildirgesinin aynı gün verilmesi nedeniyle (27.08.2010 tarihinde geriye dönük olarak) 01.06.2009 – 31.05.2010 döneminde davacının beş puanlık indirimden yararlandırılmadığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanun’un 81. maddesinin (ı) bendinde; anılan Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazinece karşılanacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan maddeye göre; işveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin, çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca "aylık prim ve hizmet belgelerinin" yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri ve Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şartları aranmaktadır.
Sözü edilen maddede sağlanan destek unsurlarından bir yıl süreyle yararlanamayacak olanlar ise; “yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenler” olarak belirtilmiştir.Öte yandan, aynı Kanunun 7. maddesinde; Sigorta hak ve yükümlülükleri 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya başladıkları tarihten itibaren başlar düzenlemesine yer verildikten sonra 8. maddesinde; İşverenler, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılan kişileri, 7. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Hükmünü takiben bir kısım işyerlerinde çalışmaya başlanan tarihten itibaren bir ay içinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde, sigortalılık başlangıcından önce işe alınmanın Kuruma bildirilmiş sayılacağına yer verilmiş olup, somut olayda, maddede belirtilen istisnai nitelikte işyeri olmadığı anlaşılan davaya konu işyerinden işe giriş bildirgesinin yasal süre dışında davacı tarafından Kuruma verildiği anlaşılmaktadır.
Ancak önemle belirtilmelidir ki; 12.05.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin; Aylık Prim ve Hizmet Belgesi, Aylık prim ve hizmet belgesinin düzenlenmesi, verilmesi ve saklanması başlıklı 102. maddesinde; işe giriş bildirisinin, "aylık prim ve hizmet belgesi" niteliğinde bir belge olduğuna yer verilmemiştir.
Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde yapılan değerlendirmede; çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespitine ilişkin herhangi bir Kurum tarafından yapılan kontrol ve denetim olmadığı belirgin olan davacının, 5510 sayılı Kanunun 81/ı maddesinde belirtilen destek unsurlarından davaya konu bir yıl süreyle yararlanamaması gerektiğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek, buna ilişkin Kurumun iptal işlemi sonrası davacının herhangi bir iade yapıp yapmadığı araştırıldıktan sonra yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucuna göre isteme ilişkin karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy