Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 01.10.2007 tarihinden itibaren bağlanmaması nedeniyle ödenmeyen ölüm aylıklarından dolayı uğranılan zararın ve geç ödenen ölüm aylıkları nedeniyle mahrum kalınan faizin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delilere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)5510 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı olan 5561 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik 506 sayılı Kanunun 66/c maddesine göre, "5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda, ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanır." hükmü vardır.
Dairemizin 17.12.2009 tarih, 2008/17900 Esas ve 2009/18749 Karar sayılı ilamında belirtilen, " davacının murisi olan sigortalının 08.05.1948 – 02.10.1950 döneminde askerlikte geçen süresinin 877 güne karşılık geldiği belirgin olup, Kurumun ve kısmen mahkemenin hatalı yöntemle süre saptaması yerinde değildir. Diğer taraftan; hak sahibi davacıya ölüm aylığı bağlanabilmesi için öngörülen yasal beş yıllık sigortalılık süresine ilişkin şartın miras bırakan yönünden varlığına karşın, 900 günlük prim ödeme gün sayısı koşulunun; sigortalının çekişme dışı 23 günlük hizmetine, taraflar arasında uyuşmazlık konusu yapılan 877 günlük askerlik süresinin eklenmesiyle gerçekleşeceği de açıktır. Bu bakımdan ve özellikle usûl ekonomisi gözetilerek; askerlik borçlanmasına esas alınması gereken süre 877 gün olarak benimsenmeli, anılan süreye karşılık gelen borçlanma bedelinin ödenmesi için davacı vekiline uygun süre tanınmalı, ölüm aylığına, Kurumca tahakkuk ettirilecek borç tutarını ödeme tarihini izleyen ay başından itibaren hak kazanılacağı dikkate alınmalı ve elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir." çerçevesinde 08.11.2010 tarihinde 877 gün karşılığı askerlik borçlanma bedelini ödeyen davacıya 01.12.2010 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı görülmekte olup; gerek yasal düzenleme, gerekse değinilen Dairemizin kararı gereği davalıya 01.12.2010 tarihinden önce ölüm aylığı bağlanması mümkün değildir.
3-)Öte yandan, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesi hükmünde emredici biçimde işlemiş faize temerrüt faizi yürütülemeyeceği belirtilmiş, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 8/2. maddesinde ise, faize tekrar faiz yürütülmesinin yalnızca cari hesaplarla borçlu bakımından ticari iş mahiyetinde olan karz akitlerinde geçerli olduğu öngörülmüştür. Bu istisnalar dışında faize faiz yürütülemeyeceği kuşkusuzdur. Somut olayda, ölüm aylıklarının geç ödenmesinden kaynaklandığı ve istisnalara girmediği belirgin olup faize faiz işletilemez.Mahkemenin, bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy