Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı Kurum, 5510 sayılı Kanunun 21. maddesine dayalı olarak açtığı davada, ...... hastalığı sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya 01.02.2008 tahsis tarihli bağlanan gelirlerden, ıslah dilekçesi ile, 14.066,42 TL’sinin rücuan tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Her ne kadar dava dilekçesinde 5510 sayılı Kanunun 21. maddesine dayanılmış ise de; anılan maddenin 5510 sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazası veya ...... hastalıklarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gibi; her kanunun yürürlükte olduğu zamanda meydana gelen olaylara uygulanması gerektiği hususu da gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26/1. maddesidir.
506 sayılı Kanunun 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirlerin, tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı kısmına hükmedilmesi gerekirken, artışlar da esas alınarak karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
2- Sigortalı, Kurum müfettişine verdiği beyanda, 1991 yılından beri ...... sektöründe değişik işyerlerinde ...... olarak çalıştığını, 2001 – 2006 yılları arasındaki çalışmalarının davalı işyerinde gerçekleştiğini ifade etmiştir. Sigortalının hizmet cetvelinin incelenmesinden, 1987 yılından başlayarak değişik işyerlerinden sigortalı bildirilip, davalı işyerinden 22.09.2001 – 02.01.2002 tarihleri arasında kısmi olarak, ayrıca anılan tarih öncesi ve sonrasında başkaca işyerlerinden de sigorta bildirimlerinin bulunduğu görülmüştür. Mahkemece, öncelikle bu işyerlerinin davalı ile ilgisi ve faaliyet alanları araştırılmalı; ...... hastalığının meydana gelmesinde diğer işyerlerinde gerçekleşen çalışma koşullarının etkisinin bulunup-bulunmadığı ve davalı işyerinde geçen sürenin etkisi vb. hususlar araştırılarak, davalının kusuru ve sorumluluk miktarı sonucuna göre belirlenip, karar verilmesi gerekirken, bu yönde eksik araştırma ile karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 05.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy