Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2010/1137-2012/179
Dava, sigortalının vefatından sonra yapılan haksız ödemelerin yasal faiziyle tahsili ile itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, sigortalı ... ( ...)’ın vefatından sonra haksız yere çekilen aylıklardan oluşan Kurum zararının şimdilik 17.927,58 TL ‘sının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, icra dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiş olup; Mahkemece, ... 5. İcra Müdürlüğü’nün 2009/19180 esas sayılı icra dosyasına davalının süresinde yapmış olduğu yetki itirazı üzerine icra dosyasının ... 6. İcra Müdürlüğü’ne gönderildiği, fakat yeni kayıt ile davalıya usulüne uygun ödeme emri düzenlenerek gönderilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle, icra takibine vaki itirazın iptali davası ile bir alacağın tahsili amacı ile açılan alacak davası nitelikleri ve sonuçları itibarı ile farklı dava türleridir. Zira, ilk dava türü tamamen icra takibine dayalı olarak, takip edilen alacağın İİK.nun 67 nci maddesi hükmü çerçevesinde ve takip talebine bağlı olarak sonuçlandırılması ve buna bağlı olarak icra inkar veya kötüniyet tazminatı ile tarafların sorumlu tutulabilmeleri sonucu doğururken, alacak davası sadece alacaklının genel hükümlere göre alacağın bir ilama bağlatarak ve o ilam çerçevesinde alacağına kavuşma imkanını sağlayan bir dava türüdür.
Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında, Mahkemenin, davacı Kurumun itirazın iptali talebine yönelik verdiği davanın reddi kararı isabetli ise de; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi kapsamında davanın istek sonucunun, alacağın tahsili talebine hasredildiği kabul edilip, davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy