Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmda belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı ... Sigortalar ve ... Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
Davacı, 03.11.1987-18.04.1988 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde geçtiğini iddia ettiği hizmetin tespitini talep etmiş, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle, husumet sorununun incelenmesi gerekmektedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinde, taraf ve dava ehliyetine sahip olunması, dava şartı olarak düzenlenmiş ise de; anılan Kanunun tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124/3. maddesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği belirtilmiştir. Somut olayda, dava ... İl Müdürlüğüne karşı açılmış, davayı ... Genel Müdürlüğü avukatlarınca takip edilmiştir. 1987 tarihli işe giriş bildirgesi “... ... Merkez Müdürlüğü” tarafından düzenlenmiş, işyeri ünvanı olarak ise “... ve köyleri havai hat inşaatı” ibaresi yer almıştır. İşe giriş bildirgesinin verildiği tarihte ... olan işyeri daha sonra 1995 yılında telekomünikasyon ve posta hizmetlerinin birbirinden ayrılmasıyla ... ... ve ... Teşkilatı Genel Müdürlüğü" (...) ve ... ... AŞ olarak iki ayrı tüzel kişiliğe ayrılmıştır. Mahkemece, davacının da beyanı alınarak, davacının çalıştığı işin hangi tüzel kişilik kapsamında gerçekleştiği araştırılmalı ve davanın doğru hasma yöneltilmesi sağlandıktan sonra yargılama sürdürülmelidir.
Diğer taraftan, hak düşürücü süre konusunun irdelenmesi gerekmektedir . Davacı, adına düzenlenen ve dosyada bulunan işe giriş bildirgesinin 506 sayılı
Kanunun 79. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içinde Kuruma verilip verilmediği olgusu irdelenmeli, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan ... güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan ... güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu nedenle, öncelikle, tarafların gösterdiği tanıkların anlatımı ile yetinilmeyerek, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile gerektiğinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, sonradan dinlenen tanık beyanları ile daha önce dinlenen tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde, bu çelişki giderilmeye çalışılmalı, bu şekilde sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.04.201 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy