Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 1995/748 (tevhitli) icra takibi kapsamında gönderilen 16.10.2009 tarihli borç bildirim belgesine konu borç nedeniyle Kuruma karşı sorumlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davacının üst düzey yöneticisi olduğundan bahisle ... Taşımacılık Ltd Şti'ne ait prim borçları nedeniyle yürütülen 1995/748 (tevhitli) icra takibine konu borcun zamanaşımına uğradığı ve gecikme zammının fahiş olduğundan bahisle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu borcun ... şirketten tahsil edilemediğine ilişkin bir tespit bulunmadığından, davacının şirket borcundan şahsen sorumlu olmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, 1995/748 sayılı takip dosyası ile 1999/764, 1999/763, 1996/2669, 1996/641 sayılı takip dosyalarının tevhit edildiği, bu takiplerden 1999/764 ile 1999/763 sayılı takip dosyalarında davacıya şirket müdürü sıfatıyla ödeme emri gönderildiği, ödeme emirlerinin yerel gazetede ilanen tebliğ edildiğinin bildirildiği, diğer takip dosyalarında davacı hakkında yürütülen bir takip olmadığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle davacı hakkında takip yapılan 1999/763 ve 764 sayılı takip dosyaları kapsamında; 6183 sayılı Yasanın 58. maddesi gereği, ödeme emirlerinin davacıya tebliğinin yöntemine uygun olup olmadığı ve buna göre iş bu davanın, ödeme emirlerinin tebliğinden itibaren yasal yedi günlük süre içerisinde açılıp açılmadığı incelenmeli; açılmadığının anlaşılması halinde, bu iki takip dosyası kapsamında menfi tespiti isteminin dinlenemeyeceği sonucuna varılmalıdır.
Diğer takip dosyaları bakımından; davacı hakkında gönderilmiş bir ödeme emri bulunmamakla birlikte borç bildirim yazısı gönderildiğinden davayı açmakta hukuki fayda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle öncelikle, davacı hakkında yürütülen takiplerin kesinleşmemesi halinde ve diğer takipler bakımından, 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren ve 3917 sayılı Yasayla yapılan değişiklik uyarınca, zamanaşımı iddiasının irdelenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve bazı maddeleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanunun 80/12 maddesi, "Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20 maddesi de ufak farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. " hükmünü öngörmüştür. 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35.maddesine göre ise; amme alacakları ve bu bağlamda davalı Kurumun işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının, tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilcilerin mal varlıklarıyla sorumlu olacağı öngörülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre, davacı hakkında kesinleşen bir takip olup olmadığı, kesinleşmeyen takipler yönünden prim borçlarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve üst düzey yönetici sıfatını taşıyıp taşımadığı konusunda inceleme ve araştırma yapılması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı geriktirir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy