Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, Kurumun yaşlılık aylığının kesilmesine yönelik işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.03.2005 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanuna tabi yaşlılık aylığı almakta olan davacının, 2002-2004 yılları arasındaki bir kısım çalışmalarının gerçek olmadığından hareketle, anılan döneme yönelik bildirimlerin iptali sonucu, yaşlılık aylığı tahsis şartları oluşmadığından, yaşlılık aylığının Kurunca iptal edilerek, ödenen aylıkların borç kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede, davacının talebi, iptal edilen hizmetlerinin gerçekte var olduğunun tespiti talebini de içerdiğinden, davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi delaletiyle 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi ile 60 ve Geçici 81. maddeleri olup, bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki dava dosyasına konu olayda, mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Mahkemece, öncelikle, Kurumun teftişi sonrası ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldüğü ileri sürülen dava dosyasının akıbeti araştırılarak, Borçlar Kanununun 53 üncü maddesi (Türk Borçlar Kanunu madde 74) uyarınca hukuk hakiminin, kesinleşmiş ceza kararına konu maddi olgularla bağlı olduğu gözetilerek,
Kurumdan davacının yaşlılık aylığına esas alınıp iptal edilen hizmet süreleri sorularak, anılan bildirimlerin yapıldığı işverenlere ait ihtilaf konusu dönemleri kapsayan dönem bordroları celp edilerek, işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler resen saptanarak, Kurum kayıtlarına geçen çalışmaların gerçekte var olup olmadığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, Kurum müfettişlerince yapılan teftiş sonucu düzenlenen raporlar da eksiksiz olarak celp edilerek, sonucuna göre, ihtilaf konusu olmayan sürelerle, fiilen gerçekleştiği sabit olup iptali hatalı olan hizmet süreleri belirlenerek, bu çerçevede yaşlılık aylığı tahsisi şartları irdelenerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy