Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yersiz aylığın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
2-)Davacı, davalının yurt dışından kesin dönüş yapmadığı iddiasıyla 01.01.1992-19.07.2008 tarihleri arasında yersiz ödenen aylığın tahsilini talep etmiş, Mahkemece, davanın 30.06.1998-30.09.2002 arasındaki dönem yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayın incelenmesinden, davalıya 01.01.1991 tarihi itibarıyla Türkiye'deki 1867 ve ...'daki 5400 günlük çalışması üzerinden sözleşme aylığı bağlandığı, davalının ...'da 17.01.1994-30.09.2002 tarihleri arasında geçen 3133 günü borçlanarak borçlanma bedelini 2007 yılında ödediği, 15.05.2007 tarihinde kesin dönüş yaptığını beyan ederek, 06.06.2008 tarihli tahsis talebine istinaden 01.06.2007 tarihi itibarıyla 1867 gün SSK kapsamında geçen hizmeti ve 3133 borçlanma süresi dikkate alınarak, 5000 gün üzerinden aylık bağlandığı, 19.09.2008 tarihinde 01.06.2007-01.09.2008 arası kısmi aylık tutarı mahsup edilerek toplu ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalıya yurt dışından 01.10.2002 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, yaşlılık aylığı bağlanmasının kesin dönüşe karine teşkil ettiği, davalının 01.01.1992-30.09.2002 arası yersiz ödenen kısmi aylıktan ikamete dayalı ödenek ve sosyal yardım alması sebebiyle sorumlu olduğu kabul edilerek, 5510 sayılı Kanunun 96 .maddesinin (a) bendi uygulanmak suretiyle, davalıya 30.06.1998-30.09.2002 arası ödenen yersiz aylığın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Türkiye'deki sosyal güvenlik kurumlarından birine tabi çalışması olanların sosyal güvenliğinin sağlanması bakımından Ülkemizin birçok ülkeyle bağıtladığı sosyal güvenlik sözleşmelerinde, bunların Türkiye'deki çalışmalarıyla yabancı ülkede geçen çalışmalarının birleştirilerek değerlendirilmesine ilişkin esaslara yer verilmiştir. Bu olanaktan yararlanılarak, hizmet birleştirmesi yoluyla Türkiye'de kısmî yaşlılık aylığına hak kazanılması imkan dahilindedir.
Bununla birlikte, bazı ülkelerle yapılan sosyal güvenlik sözleşmelerinin yeterli hükümler içermemesi, kimi çalışanların sözleşme kapsamı dışında bırakılması, ... işçilerinin çalıştıkları bazı ülkelerle sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmamış olması nedenleriyle yabancı ülkelerde çalışan bu konumdaki isçileri sosyal güvenceye kavuşturmak ve bunlarla sadece Türkiye'de çalışıp uzun vadeli sigorta kollarından yardıma hak kazanan ... vatandaşları arasında bir paralellik sağlamak amacıyla gerekli yasal düzenlemeler yapılarak, 2147 sayılı "Yurt Dışında Çalışan ... Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Çalışma Sürelerinin Değerlendirilmesi Hakkında Kanun" ile 3201 sayılı “Yurt Dışında Bulunan ... Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”lar ile yurt dışında çalışan işçilere hizmet borçlanması olanağı tanınarak ... vatandaşlarına, yurt dışında geçmiş hizmetlerini Türkiye'de geçmiş gibi değerlendirme olanağı tanınmıştır. (Başterzi, Süleyman, “Yurtdışı Hizmet Borçlanmasında Yurda Kesin Dönüş Koşulu, ... ...’a ..., 2002, sayfa 271 vd, Okur, Ali Rıza, Yurt Dışı Hizmet Borçlanması ve ... Vatandaşlığı Koşulu, Çalışma ve Toplum, 2006/2, Sayı:9, S. 111-115 )
1.11.1965 Tarih ve 12121 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan “Türkiye Cumhuriyeti İle Federal ... Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Konusunda Yapılan Sözleşme”nin 27. maddesinde de hizmet birleştirmesine ilişkin hüküm yer almakta olup, anılan maddede;
“Her iki akit taraf mevzuatına göre nazara alınabilecek sigortalılık sürelerinin mevcudiyeti halinde, uygulanacak mevzuata göre yardım hakkının doğmasında, diğer akit taraf mevzuatına göre geçen ve aynı zamana rastlamayan, hesaba dahil edilebilir nitelikteki sigortalılık süreleri de nazara alınır. Sigortalılık sürelerinin ne ölçüde hesaba dahil edilebileceği, bunların hesaba dahil edilebilirliğini tayin eden mevzuata göre tespit edilir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan madde uyarınca, sigortalının yurtdışında ve yurtiçinde geçen hizmeti birleştirilmek suretiyle sigortalıya bağlanacak aylık hesaplanmakta ve sigortalıya Türkiye’deki çalışmanın yurtdışında çalışılan süreye oranlanması suretiyle “kısmî sözleşme aylığı” bağlanmaktadır.
Diğer taraftan, Hukuk Genel Kurulu’nun 28.04.2010 tarih ve 2010/10-210 Esas ve 2010/240 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan ... Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun, bir borçlanma kanunu olup, 1. maddesinde; “... vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, ... vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” hükmüne yer verilmiş, 9. maddesinde ise; “Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle sosyal güvenlik kanunlarına göre kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanlar, talep ettikleri takdirde, 4 üncü madde hükmüne göre tahakkuk ettirilen borçlarını tamamen ödemeleri şartıyla kısmi aylıkları, borçlarını ödedikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren tam aylığa çevrilir” denilmiştir.
Anılan Kanun’un 6. maddesinde ise; A) Bu Kanuna göre değerlendirilen sürelere istinaden aylık tahsisi yapılabilmesi için;
a)Yurda kesin dönülmüş olması, ….şarttır.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasal mevzuat ışığında konunun incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, kısmi sözleşme aylığı, sosyal güvenlik sözleşmeleri uyarınca bağlanmakta olup, kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma talebinde bulunarak tahakkuk eden borçları ödedikleri takdirde tam aylığa hak kazanmaları mümkündür. Borçlanma yapılmış olması halinde, tahsis yapılabilmesi için diğer koşulların yanında 3201 sayılı Kanun’da yer alan “kesin dönüş” şartının yerine getirilmesi gerekmekle birlikte kısmi sözleşme aylığı bağlanması halinde “yurda kesin dönülmüş olması gerektiğine” ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
Mahkemece, belirtilen hukuki ve fiili durumlar nazara alınmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönlerini amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 13.06.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy