Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı Kurum, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca davalıdan tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, yazılı biçimde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı ile davalı işveren avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda, zararlandırıcı sigorta olayının, kazı ustası olan sigortalının, sarmada, yedek işçi ... tarafından, hareket halindeki konveyör üzerine konulan 3 metrelik direğin dışarı sarkan kısmı ile çatal direk arasına sıkışarak 27.01.2004 tarihinde yaralanması biçiminde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan 10.08.2011 tarihli ilk raporda davalı işverene %30, dava dışı ve yedek işçi ...’e %10, sigortalıya %60 oranında, 12.01.2012 tarihli ikinci raporda ise, davalı işverene %30, dava dışı ve yedek işçi ...’ye %30, sigortalıya %40 oranında kusur izafe edilmiştir. Mahkeme, ikinci raporun olaya uygun olduğunu belirterek anılan rapora göre hüküm tesis etmiştir. Diğer taraftan, olaya ilişkin ceza davasının bulunmadığı, onanarak kesinleştiği anlaşılan hak sahipliği dosyasına esas alınan kusur raporunda ise; davalı işverene %70, sigortalıya %30 oranında kusur verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Yasanın 26. maddesi olup, davalının rücu alacağından sorumluluğu ancak anılan maddede öngörülen yasal koşulların gerçekleşmesi hâlinde mümkündür. Gerek mahkemece alınan her iki kusur raporu arasında, gerekse hak sahipliği dosyasına dayanak kılınan raporla mahkemece alınan kusur raporları arasında kusur oran ve aidiyeti bakımından açık çelişki bulunmaktadır. Mahkemece, dava dışı yedek işçi ...’in beyanına da başvurulmak suretiyle, anılan raporlar arasındaki çelişki bu konuda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan alınacak raporla giderilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Belirtilen maddi ve hukuki esaslar nazara alınmadan çelişkili kusur raporuna dayanılması ve eksik soruşturma ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
O halde, davacı Kurum avukatı ile davalı işveren avukatının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.04.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy