Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, 01.05.2006 tarihinden itibaren mahrum kaldığı yaşlılık aylıklarının tahsilini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde; davalı Kurum hakkında davanın kabulüne, diğer davalı hakkında davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
15.02.1990 – 14.10.2002 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında, 01.10.2002 – 31.03.2006 tarihleri arasında 1260 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan davacının, 03.04.2006 tarihli yaşlılık aylığı bağlanması talebi; 01.10.2002 – 14.10.2002 tarihleri arasında 2 sigortalılığın çakışması ve bu dönemin 5434 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık kabul edilmesi ile 5434 sayılı Kanuna tabi sigortalılıktan sonra 1260 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığın olmaması nedeniyle reddedildiği, 19.12.2006 – 08.01.2007 tarihleri arasında 21 gün daha çalışması sonrasında 01.02.2007 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
31.03.2006 tarihinde işinden ayrılan davacıya yönelik; 31.03.2006 tarihinden önceki bir tarihte davalı Kurum tarafından düzenlenen ve davaya konu dönemde davacıya yaşlılık aylığı bağlanabileceği bilgisini içeren herhangi belge veya bilgiye dosyada rastlanmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/10-995 Esas, 1999/1011 Karar sayılı kararında benimsendiği üzere; ancak davalı Kurumun, davacıya yaşlılık aylığı bağlanabileceğini bildirmesi ve bu bildirime güvenerek davacının işinden ayrılması ve Kurum bilahare hesabı yanlış yaptığını ve aylık bağlanamayacağını farketmesi halinde, davacının, işinden ayrılıp işsiz kalmasından dolayı meydana gelen gerçek zararını Kurumdan istemesi mümkündür. Zira, Kurumun eylemi sigortalı yönünden haksız fiil teşkil eder. Zararın hesaplama biçimine gelince; davacı işten ayrıldığı tarihten, yaşlılık aylığı hak ettiği tarihe kadar eski işinde çalışamamaktan kaynaklanan gerçek zararını Kurumdan isteyebilir. Kuşkusuz, gerçek zarar hesabı yapılırken net kazanç dikkate alınmalıdır. Ancak, davacının tazminat istediği tarihler arasında çalışması varsa, aldığı ücret miktarı tazminattan indirilmelidir. Ne var ki, bu işyerinden aldığı ücret ayrıldığı işyerinden aldığı ücretten az ise, aradaki fark maddi tazminatın belirlenmesinde esas alınmalıdır. Ayrıca, davacının kasten kazanmaktan feragat ettiği miktar ile çalışmamaktan dolayı tasarruf ettiği kısım için, belirlenen zarar miktarından uygun bir oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde; 31.03.2006 tarihinden önceki bir tarihte davalı Kurum tarafından düzenlenen ve davaya konu dönemde davacıya yaşlılık aylığı bağlanabileceği bilgisini içeren herhangi belge veya bilgi olup olmadığı araştırılarak yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.