Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan ... Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Davalı ... Başkanlığı vekilinin temyiz talebi yönünden ;
Davalı ... Başkanlığı vekilinin verilen hükmü temyiz etmekte hukuki menfaati bulunmadığı anlaşıldığından, davalı ... Başkanlığı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
2-) Davacının temyiz itirazlarına gelince ;
Davacı, 01.05.1998-28.04.2004 tarihleri arasında davalı ...'a ait minibüste şoför olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının davalıya ait minibüste, davalının eşine ait tekne ve lokantada 01.05.1998-28.04.2004 tarihleri arasında fiilen toplam 2188 gün çalıştığı, bu sürenin 311 gününün Kuruma bildirildiği, 1877 gününün ise bildirilmediği, davanın ise 11.05.2010 tarihinde açıldığı belirtilerek, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davada somutlaşan olayda, davacının ihtilaf konusu döneme ilişkin davalı ...'a ait işyerinden verilme işe giriş bildirgesinin bulunmadığı; ihtilaf konusu 14.06.2000-31.12.2002 tarihleri arasında davalının eşi ...'a ait 11029068 numaralı "Tekne İşletmesi" nden toplam 278 gün Kuruma bildiriminin yapıldığı, işyerinin 15.05.1997-30.09.2005 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu; davalıya ait 11065973 numaralı "Restaurant İşletmesi" nden 2003/3. dönem itibariyle Kuruma 33 gün bildiriminin yapıldığı, 2003/2. dönem bordrosunda, işe giriş tarihinin 03.06.2003, hizmet süresinin 88 gün, 2003/3. dönem bordrosunda ise işten çıkış tarihinin 03.10.2003, hizmet süresinin 33 gün olarak gösterildiği, işyerinin 03.06.2003-31.12.2005 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu; ... ve ... plakalı araçlara ait ceza tutanaklarının bulunduğu; henüz kesinleşmeyen işçilik alacakları davasında, davacının 01.05.1998-28.04.2004 tarihleri arasında davalıya ait ... plakalı minibüste çalıştığını belirterek işçilik alacakları talebinde bulunduğu, mahkemece, davacının anılan tarihler arasında belirsiz süreli hizmet akti ile çalıştığı kabul edilmek suretiyle, davanın kısmen kabulüne karar verildiği; davacı vekili tarafından Kuruma iadeli taahhütlü gönderilen 01.08.2008 tarihli dilekçe ile davacının 01.05.1998-28.04.2004 tarihleri arasında davalıya ait ... plakalı minibüste çalıştığı ve işçi alacakları davası açtıkları belirtilerek, haklarının korunmasının talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79’uncu maddesinin onuncu fıkrasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Davaya konu uyuşmazlık, davacı vekili tarafından, Kuruma iadeli taahhütlü gönderilen 01.08.2008 tarihli dilekçenin 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesinde düzenlenen hak düşürücü süreyi kesip kesmediği noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından, Kuruma iadeli taahhütlü gönderilen 01.08.2008 tarihli dilekçe ile davalı Kurum sigortasız geçen çalışmaların varlığından haberdar olduğundan, 01.08.2008 tarihli dilekçenin Kuruma intikal ettiği tarih itibariyle hak düşürücü süre kesileceğinden ve dava tarihi 11.05.2010 olduğundan artık hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyecektir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar gözetilip, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy