Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yersiz aylığın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.;
2-)Davacı, davalının yurt dışından kesin dönüş yapmadığı iddiasıyla 28.09.2000-30.09.2004 tarihleri arasında yersiz ödenen aylığın tahsilini talep etmiş, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayın incelenmesinden, davalının Almanya'da 01.01.1973-21.05.1995 tarihleri arasında geçen 8010 günü borçlanarak borçlanma bedelini 07.11.1995 tarihinde ödediği, 06.08.1995 tarihinde kesin dönüş yaptığını beyan eden davalıya 01.12.1995 tarihi itibarıyla Almanya'daki 8010 günlük çalışması üzerinden 506 sayılı Kanunun 60-A/c maddesi uyarınca aylık bağlandığı, davalının Alman Sosyal Sigortalar Kurumunca düzenlenen hizmet cetveline ilişkin tercümede, 01.04.1995 – 31.01.2003 tarihleri arasında işveren bildirimi, sosyal giderler ile İş ve İşçi Bulma Kurumu tarafından mecburi sigortalılık bildirimli çalışmalarının bulunduğu, davalının tahsis dosyasında bulunan, 28.12.2010 tarihli aylık değişiklik kararında, davalının işten ayrılış tarihi 31.01.2003 olarak gösterildiği ve 31.01.2003 tarihinde tahsis talebinde bulunulduğu, 19.12.2010 birikim başlama tarihi ve 18.01.2011 birikim bitiş tarihi olduğu değerlendirildiğinde; davalının 31.01.2003 tarihinden sonra yurda kesin dönüş yapıp yapmadığı yöntemince araştırılmadan, mahkemece, 31.01.2003 tarihinden sonraki döneme ilişkin ödenen aylıkların tahsiline yönelik kabul hükmü eksik inceleme ve yetersiz araştırmaya dayalıdır.
Yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının yurtdışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla
kabul edilen 3201 sayılı Kanun hükümleri uyarınca borçlandırılan sürelere dayalı olarak hangi şartlarda aylık bağlanacağı anılan Kanunun 6’ıncı maddesinde belirlenmiştir. Tahsis yapılabilmesi için aranan koşullardan birisi de, yurda kesin dönülmüş olmasıdır.
Çünkü, bilindiği üzere 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinde yer alan, borçlanma isteminde bulunabilmek için yurda kesin dönüş yapılması gereğini öngören düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2002 günlü, 2000/36 E. 2002/198 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş, 29.07.2003 tarihli 4958 sayılı Yasanın 56’ıncı maddesiyle de, 3201 sayılı Yasanın 3’üncü maddesinde bu yönde gerekli düzenleme yapılmıştır. Sıralanan hukuksal çerçeve karşısında, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının borçlanabilmeleri için yurda kesin dönüş yapma koşulu ortadan kalkmış olmakla birlikte, 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanan Türk vatandaşlarına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için,
a) Yurda kesin dönülmüş olması,
b) Tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması,
c)Döviz borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması koşullarının hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin aynı Kanunun 6’ıncı maddesi hükümleri Anayasa Mahkemesince iptal edilmemiş olup ayaktadır.
Kesin dönüş, yabancı ülkedeki çalışma ilişkilerinin her yönüyle sona erdirilip, yerleşmek niyetiyle yurda dönülmesi ve ikametgâhın Türkiye’ye nakli biçiminde gerçekleşmelidir.
Şu halde, yapılması gereken iş; davalının borçlanma işleminin geçerliliğine karşın, aylık bağlanabilmesi için 6’ıncı maddenin aradığı kesin dönüş koşulunun, davalının Almanyadaki mecburi sigortalılığının sona erdiği 31.01.2003 tarihinden sonraki döneme yönelik, yeniden ve usulünce yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 07.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.