Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ödeme emri iptali,davacının kuruma borçlu olmadığının tespiti ve ödenen meblağın yasal faiziyle istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalı Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davacı şirkete gönderilen 1 adet ödeme emrinin borcun ödenmiş olması nedeniyle iptali ile ödenen meblağın iadesi istemine ilişkindir.Mahkemece kurumca tahakkuk ettirlen prim ve işsizlik primi borçlarının süresinde Kurum hesabına ödendiği tespit edilmekle takibe konu ödeme emrinin iptaline,istirdat istemi hususunda harçlandırılmış bir talep bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usülü Kanununun 118.maddesinde "Dava,dava dilekçesininin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır.Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir.Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usül ve esaslar yönetmelikte belirlenir."denilmektedir.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)' nun 178. maddesi de , harca tabi olup olmamasına göre bir ayrım yapılmaksızın "Dava, dava dilekçesinin mahkeme kalemine kaydı tarihinde açılmış sayılır" hükmünü içermektedir. Bu hükümdeki "dilekçenin mahkeme kalemine kaydı" sözü dava dilekçesinin mahkeme kalemindeki ilgili deftere (esas, muhabere veya tevzi defteri) kaydı anlamındadır.Ne var ki, bir dava açılırken yapılması gerekli işlem, sadece dava dilekçesinin mahkeme kalemindeki deftere kaydı işleminden ibaret değildir. Kayıttan önce yapılması gereken işlemler de vardır.Gerçekten, dava dilekçesi önce hakime verilir. Hakim, dilekçeyi, üzerine verildiği tarihi yazıp imzalamak suretiyle, mahkeme kalemine havale eder. Şayet dava harca tabi ise, davacı 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca gerekli harçları da ödedikten sonra dava dilekçesi mahkeme kalemindeki ilgili deftere kaydedilir; dava harca tabi değilse hakimin havalesi üzerine deftere derhal kaydı gerekmektedir.
Nitekim 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği günden bu yana yerleşmiş uygulama bu yoldadır. Harca tabi davalarda, dava açılırken; Karar ve ilam harcının dayanağını teşkil eden, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun yargı harçlarını düzenleyen birinci kısmının "Mükellefiyet" başlıklı birinci bölümünde yer alan "Mevzuu" başlıklı 2. maddenin birinci cümlesinde; "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir." hükmü yer almaktadır.
Bu madde ile atıf yapılan (1) sayılı tarifede ise "Yargı Harçları" dört başlık altında düzenlenmiş; (A) Mahkeme harçları başlığı altında da ( A-I ) de başvuru harcı, (A-II) de celse harcı, (A-III) de karar ve ilam harcı, yer almıştır. Yine, kanunda ve tarifede her harcın ilişkin bulunduğu işlem, alınma şekli ile şartları ve oranları ayrı ayrı hükme bağlanmıştır.(A-III) bölümünde düzenlenen karar ve ilam harcı; nispi ve maktu olmak üzere iki başlığa ayrılmaktadır. Maktu karar ve ilam harcı, konusu belli bir değerle ilgili olmayan davalarda söz konusu iken; nispi karar ve ilam harcı ise, konusu belli bir değerle ilgili davalarla ilgilidir.
Vurgulamakta yarar vardır ki, harca tabi davalarda; dava açılırken başvurma harcı ile karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır ve dava dilekçesi ancak harç alındıktan sonra esas defterine kaydedilir. Ancak bu halde usulünce açılmış bir davadan söz edilebilir ve davanın açıldığı tarih de harcın yatırıldığı tarih olarak kabul edilir.Az yukarıda açıklanan işlemlerin aynı günde yapılıp bitirilmesi halinde, davanın o gün açılmış sayılacağında herhangi bir duraksama yoktur.Dilekçenin başka bir mahkemeye gönderilmek üzere verilmiş olması halinde de aynı kural geçerli olup; dilekçeyi alan mahkemenin hakimi dilekçeyi havale edecek, kalemce harca tabi dava söz konusu ise harcı hesaplanıp, tahsil edilecek ve ilgili deftere kaydını takiben de dilekçede muhatap gösterilen mahkemeye gönderilecektir. Burada davanın açıldığı tarih dilekçenin ilk verildiği mahkeme nezdinde harcın yatırıldığı tarih olup, muhatap mahkemeye intikal tarihi dava tarihi olarak kabul edilemez.Hemen belirtmek gerekir ki, harca tabi davalarda hakimin havalesini takiben, davacı mahkeme kalemince hesaplanıp, kendisine bildirilen harçları ödemişse ve dilekçesi kayda alınmışsa, artık açılmış bir dava vardır ve harcın mahkeme kalemince ya da veznece eksik hesaplanıp bu nedenle eksik tahsil edilmiş olması bu davanın varlığını ortadan kaldıramaz. Dava eksik de olsa harcın yatırıldığı tarihte açılmış sayılır. Ne var ki, bu harç ikmal edilmedikçe davaya devam olunamaz. Harca tabi olmayan davalarda ise, dava dilekçesi hakim tarafından usulen kaleme havale edilmekle artık mahkemenin tasarrufuna geçmiş sayılır. Çünkü bu gibi davalarda davacı, dava dilekçesini hakime vermekle kendine düşen görevi yerine getirmiş ve yapacağı başka bir işlem kalmamıştır.Bir başka anlatımla, artık davacının dava dilekçesi üzerinde tasarruf yetkisi sona ermiş ve dilekçe mahkemenin malı olmuştur. Bu bakımdan, hakimin dilekçeyi davacıya geri vermeyip aynı gün ilgili deftere (esas, muhabere veya tevzi defterine) kaydının yapılması için bir görevli ile mahkeme kalemine göndermesi gerekir.
Tüm bu düzenlemeler ortaya koymaktadır ki, mahkemece, harcın eksik alınmasına rağmen dava dilekçesi esasa kaydedilmiş dosya içerisine alınıp devamı işlemler yapılmış ve yargılamaya devam olunmuş ise eksik harcın ikmali gerekir ve salt bu nedenle ortada açılmış bir dava olmadığından söz edilemez. İkmal olunacak harcın başvuru harcı veya nispi harç olmasının önemi ve varılacak sonuca da bir etkisi
yoktur. Her iki harç yönünden de eksik yatırılan miktarın tamamlanması mümkündür. Önemli olan mahkeme kalemince hesaplanan harcın yatırılmış ve dilekçenin de mahkeme hakimiyetine geçmiş olmasıdır.
Somut olayda davacı istirdada konu meblağ olan 68.506.08 TL'nin nisbi harç miktarını eksik yatırmıştır.Mahkemece yargılama sürerken davacıya eksik meblağı tamamlaması için süre vermesi akabinde, mükerrer yapılan ödemeler gözönünde bulundurularak istirdat konusunda işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.