... Güvenlik Kurumu Başkanlığı adına Av. ... ile 1-... Beton Ürünleri San. Tic. AŞ. 2-..., 3- ... 4-... 5-... aralarındaki dava hakkında ... İş Mahkemesinden verilen 17.01.2012 günlü ve 2010/371-2012/2 sayılı hükmün, temyizen incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Tebligat Kanununun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebliğin selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13. maddesine göre de; tebliğ yapılacak bu kişiler her hangi sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacakları bir halde oldukları takdirde tebliği orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. 25.01.2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmi Gazatede yayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik Hükümlerine göre, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gerektiği, bu kişilerin de bulunmaması halinde bu hususların tebliğ evrakına yazılarak tebligat, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır. Hukuk Genel Kurulu'nun 14.12.2011 tarih ve 2011/21-882 Esas, 2011/767 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Tebligat Kanunu'nun 13 üncü maddesinde, kendisine tebligat yapılacak şahısların derecelendirildikleri görülmektedir. Bir kere, hükmi şahıslar namına kendilerine tebligat yapılabilecek salahiyetli mümessiller mutad iş saatlerinde işyerlerinde bulundukları ve o sırada evrakı bizzat alacak durumda oldukları takdirde memur ve müstahdemlere tebligat yapılamaz. Saniyen, memur veya müstahdemlere tebligat yapılabilecek hallerde de, önce kendisine tebligat yapılacak şahsın, şirketin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle muhatap hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen veya evrak müdürü gibi esasen bu işlerle tavzif edilmiş bir kimse olması . Böyle bir kimsenin bulunmaması halindedir ki (bu durum tebliğ mazbatasına dercedilmek suretiyle) o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme tebligat yapılabilir. Daha önce kendisine tebligat yapılması gereken kimselerin bulunmadıklarını veya tebligatı bizzat alamayacak durumda olduklarının ispatı bakımından mazbatada yer alacak kayıt bilhassa önemlidir (E. Moroğlu, Makalelerim I, ... 2001, s. 4-5). Dosyadan, dava dilekçesinin ve gıyabi hükmün, davalılardan ... Beton Ürünleri San. Tic. AŞ.’ye “...” adresinde güvenlik görevlisi ... imzasına tebliğ edildiği, oysa dosya içeriğinde, kendisine tebligat yapılan kişinin yetkili olduğuna ve şirketle ilişkisine dair bilginin yer almadığı, yetkilinin neden evrak alamayacak durumda olduğunun beliritilmediği, ayrıca şirket yetkilisinin de başka bir şahıs olduğu anlaşılmaktadır.Yine dosya arasında gelen hak sahibinin açtığı tazminat dosyası içerisinde davalı ... Beton Ürünleri San. Tic. AŞ.’nin ticaret sicili adresinin “... /... olmasına rağmen bu adres dışında farklı bir adrese karar tebliğ edilmesi usulsüz olup yapılan tebligat geçersizdir. Kaldı ki Tebligatı alan ...’ın davalı ... olup olmadığı dahi belli değildir.
Açıklanan nedenlerle Mahkemece, yeni bir geri çevirmeye mahal vermeksizin anılan şirketin ticaret sicili adresine gıyabi hükmün yukarıda belirtilen esaslar dahilinde yöntemince gerekçeli kararın tebliğ edilerek bunun mümkün olmaması halinde ise başkaca bir şey yapılmaksızın ticaret sicili adresine Tebligat Kanununun 35. maddesine göre kararın tebliği sağlanarak temyiz süresi geçtikten ve gerektiğinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi uyarınca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra gönderilmek üzere dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, temyiz itirazlarının bu noksanlık giderilip dosya geldikten sonra incelenmesine 15.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy