Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacıya daha önce bağlanıp kontrol muayenesi sonucu kesilen maluliyet aylığının 01.06.2009 tarihinden itibaren yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıklarının yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Kurum tarafından 05.05.2006 gün ve 7391 sayılı karar ile davacının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybettiği, ancak 03.04.2008’de kontrol muayenesinin yapılmasına karar verildiği, anılan kontrol muayenesi sonucu, 23.11.2009 gün ve 1093 sayılı karar ile, çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmemiş olduğu sonucuna varılarak aylıklarının durdurulduğu, itiraz üzerine ... Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun 17.03.2010 gün ve 2010/209 sayılı raporu ile aynı sonuca ulaşıldığı anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında alınan 04.01.2012 tarihli, ... 3. İhtisas Kurulu raporu ile de davacının ... Sigorta İşlemleri Tüzüğü'ne göre beden çalışma gücünün en az 2/3’ünü kaybetmemiş olduğu sonucuna varılmıştır. Anılan raporlar karşısında, davacının kontrol kaydı itibariyle daha önce bağlanan maluliyet aylığının kesilmesi yerindedir.
Ne var ki; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 25. maddesi ile sigortalılar açısından “malul sayılma” şartları yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda; 4/a ve 4/b’li sigortalılar için “...çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60’ını kaybettiği...” Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu Kurumun Sağlık Kurulunca tespit edilenlerin malul sayılacağı belirtilmiştir.
Görülmekte olan dava, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte henüz derdest olup, ... güvenlik hukukunun kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle, sigortalı veya hak sahipleri lehine getirilen yasal düzenlemelerin derdest davalara da uygulanması gerekeceği tartışmasızdır. Açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde dava ele alındığında; 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihi itibariyle anılan Kanun’un 25’inci maddesi gereğince malul olup olmadığının saptanması gereklidir. Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yolun ne olduğu 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin ... .... Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, ... Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden ... Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir.
Aşamada ... Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile ... Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki ortaya çıkması durumunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2010 gün ve 10-390 / 449 sayılı kararında da belirtildiği şekilde, çelişkinin ... Kanunu'nun 15. maddesi gereği ... Genel Kurulunca giderilmesi gereklidir. Çelişkinin Yüksek Sağlık Kurulu ile Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalından alınan sağlık kurulu arasında çıkması halinde de, amacın uyuşmazlığı en geniş katılımlı bir kurul kararı ile sona erdirmek, yeni çelişkilerin ortaya çıkıp uyuşmazlığı çözümsüzlüğe itmeyi engellemek olduğu dikkate alındığında, ... Genel Kuruluna başvurulmalı ve alınacak raporla uyuşmazlık sona erdirilmelidir.
Davacının aranılan şartları taşıdığının belirlenmesi halinde, malullük aylığı bağlanması, şartları taşımadığının anlaşılması halinde ise, şimdiki gibi, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy