Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının 01.10.2008-04.05.2010 tarihleri arasında sigortalı olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davaya konu somut olayda; 21.03.2001-04.05.2010 tarihleri arasında vergi kaydı, 30.03.2001-17.05.2010 tarihleri arasında oda kaydı ve 22.03.2001-21.05.2010 tarihleri arasında esnaf sicil kaydı bulunan davacının, Kurumca 01.10.2008-04.05.2010 tarihleri arasında zorunlu sigortalı olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Bu hali ile davanın yasal dayanağı öngörülen istisnaları dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Sigortalı Sayılanlar” başlığını taşıyan 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi olup, anılan madde hükmüne göre “… Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise; 1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, … sigortalı sayılırlar.”. Bu yasal düzenlemeler çerçevesinde ihtilaf konusu dönemde davacının gelir vergisi mükellefi olması, tanık anlatımları ile zabıta araştırmasına göre 2010 yılı mayıs ayına kadar kendi nam ve hesabına minibüs işlettiğinin anlaşılması karşısında, davacı yönünden zorunlu sigortalılık şartlarının bulunmadığından söz edilemez.
Anılan Yasanın “Sigortalı Sayılmayanlar” başlığını taşıyan 6.maddesinin (k) bendinin “Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./4.mad) Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlardan, aylık faaliyet gelirlerinden bu faaliyetine ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarı, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler, … 4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmaz.” hükmünün, davacının vergi mükellefi olması nedeni ile davacı yönünden uygulama olanağı da bulunmamaktadır.
Anılan Yasanın “Yaşlılık Aylığının Başlangıcı, Kesilmesi veya Sosyal Güvenlik Destek Primi Ödenmesi” başlığını taşıyan 30.maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen sigortalılardan yaşlılık aylığına hak
kazananların değişik ihtimallere göre yaşlılık aylıklarının başlangıç tarihi belirlenmiş, 3. fıkranın (a) bendinde hangi hallerde yaşlılık aylığının kesileceği belirtilmiş, (b) bendinde ise “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç olmak üzere diğer alt bentlerine tabi çalışmaya başlayanlardan aylıklarının kesilmemesi için yazılı istekte bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlardan, almakta oldukları aylıklarının % 15'i oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir. …” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemeler çerçevesinde, tüm sigorta kollarına tabi olmaksızın, sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışma hali, sadece Türkiye’deki sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde yaşlılık aylığı almakta olanlara tanınan bir hak olup, yurt dışındaki çalışmalarından dolayı yurt dışından yaşlılık aylığı alan davacı yönünden, sosyal güvenlik destek primine tabi olarak yukarıda zikredilen yasal düzenlemeler kapsamında kendi nam ve hesabına çalışabileceğinin kabulü mümkün değildir.
Hal böyle olunca, 21.03.2001-04.05.2010 tarihleri arasında vergi kaydı, 30.03.2001-17.05.2010 tarihleri arasında oda kaydı ve 22.03.2001-21.05.2010 tarihleri arasında esnaf sicil kaydı bulunan, tanık anlatımları ile zabıta araştırmasına göre 2010 yılı mayıs ayına kadar kendi nam ve hesabına minibüs işlettiği anlaşılan davacı yönünden zorunlu sigortalılık şartlarının varlığı kabul edilerek, varılacak sonuca göre karar verilme gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması; ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297. maddesinin (c) bendinin, hükmün “tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” kapsayacağına dair emredici hükmüne aykırı olarak, hukuki dayanaktan yoksun, genel kanaate dayalı hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy