Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı Kurum, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, kararında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesidir. Davalıya 1479 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak davalının 10.11.1982 - 30.11.1995 tarihleri arasındaki vergi kaydının gerçeği yansıtmaması nedeniyle, Kurumca 1.11.1996 tarihi itibariyle aylığı sonlandırılarak, bu tarihten itibaren ödenen yaşlılık aylıklarının borç kaydedildiği, mahkemece davalı adına mevcut vergi mükellefiyetinin başlangıcı konusunda kötü niyetin ve kurumu aldatmanın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, Kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalışmak koşuluyla, 1479 sayılı Kanunun 24. maddesine göre ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısı ile gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, ... ve ... siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar anılan Kanuna göre sigortalı sayılırlar. Bu kapsamda, sigortalılığa esas alınan kayıtların usule uygun olması gerektiği hususu açıktır. Öte yandan, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, ... sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren (Değişik ibare:13.02.2011-6111 S.K./44.mad) yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, (Değişik ibare:13.02.2011 - 6111 S.K./44.mad) yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir. Davalının, ... Mal Müdürlüğü tarafından doğrulanmayan uzunca sayılacak bir süre vergi kaydına istinaden ... sigortalısı olduğu ve kanunda aranan süre prim yatırmak suretiyle kurumdan yaşlılık aylığı aldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlara göre, söz konusu olayda BK’nin 63. maddesinin uygulama kabiliyetinin bulunmadığının gözetilmediği, davalının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığına esas alınan 10.11.1982 - 30.11.1995 tarihleri arasındaki vergi kaydının gerçeğe aykırılığı ile buna göre bu tarihler arasındaki zorunlu sigortalığının geçerliliği hususunda yapılan araştırmanın yeterli olmadığı, sahtecilik iddiasına dayalı olarak davalı hakkında yürütülen soruşturmanın veya varsa kovuşturmanın akıbetinin araştırılmadığı, varılacak sonuca göre 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin açık hükmü çerçevesinde, davalının iade yükümlüğünün belirlenmediği görülmüştür.
Mahkemece, yukarıda belirtilen çerçevede araştırma yapılması ve neticesine göre karar verilmesi gerekirken, eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.