Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, dava dilekçesindeki talebe ve dosya içeriğine göre, 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi gereği, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1479 sayılı Kanunun kusur sorumluluğunu esas alan 63. maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde olayının ne şekilde oluştuğunun dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve uzman sayılacak bilirkişiden genel ilkelere göre kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir.
Somut olayda, henüz kesinleşmediği anlaşılan ağır ceza mahkemesi dosyasında, davalının sigortalının kasten ölümüne yol açtığı iddia edilmiş, davalının akıl hastası olduğu ve cezai ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalıya ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, bu dosyada verilen karara ve iş bu rücu davası çerçevesinde yapılan araştırmaya göre, davalının ekonomik durumun zayıf olduğu, sahip olduğu mal varlığının talep edilen miktarı karşılamasının mümkün olmadığı ve davalının zarardan sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağı gerekçesiyle Borçlar Kanunu 54. madde çerçevesinde; dosyada, mahkemece, davanın reddine dair karar verilmiştir. Yapılacak değerlendirmede, halledilmesi gereken ilk sorun, yukarıda belirtilen maddi olgulara bağlılığın kapsamının ne olması gerekeceğidir. Başka bir anlatımla ceza mahkemesinin kesinleşen hükümlülük kararında, öncelikle maddi olguların saptanması, bu olgulara bağlı olarak suç teşkil eden bir fiilin, ya da, kusurlu hareketin var olup olmadığı, varsa, kusurun derecesi ve bunun sonucunda doğan zararın miktarının ne olduğu söz konusudur. Saptanacak maddi olgulara göre ceza mahkemesince kusurun varlığı kabul edildiğinde “bu kusurun” suç teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin, Ceza Hukukunun mesuliyete ilişkin esas ve ilkeleriyle yapılabileceği ortadadır.Ne var ki; ceza mahkemesi kendine has usulü olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; kamunun yargıya olan güvenin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53.maddesinde öngörülen kuralında doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Şu halde hukuk hakimi ceza mahkemesince saptanan maddi olaylarla bağlıdır.
Bu durumlar karşısında, mahkemece henüz kesinleşmediği anlaşılan ceza dosyası celbedilip, kesinleşmesinin beklenmemesi, bu dosyada verilecek karara göre hareket edilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy