Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin tüm, davacı Kurum vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın, yürürlüğü sonrasında gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanması, davaya konu iş kazasının da 25.06.2009 tarihinde meydana gelmiş olması karşısında, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 23. maddesi olduğu halde, mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucunda, 506 sayılı Kanunun 10. maddesinin de davanın yasal dayanağı olarak gösterilmiş olması; hak sahiplerine bağlanan gelirlerin toplamı 41.284,00 TL olup, davacı Kurum tarafından % 85 kusur karşılığı olan 35.091,40 TL'nin ıslahen talep edilerek, mahkemece hüküm altına alındığı anlaşılmasına rağmen, hükmün gerekçesinde hak sahiplerine bağlanan gelirler toplamının 40.988,27 TL olarak gösterilmiş olması, isabetsiz olup, anılan hususlar sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
3-) Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin 2. fıkrasındaki “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” yönündeki amir hükme aykırı olarak, hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde, davacı Kurum lehine hükmedilen vekalet ücretinin "davalılardan müştereken ve müteselsilen" tahsiline karar verilmesi gerekirken, "davalıdan" tahsiline şeklinde karar verilmiş olması; istemin teselsüle dayalı olmasına rağmen peşin sermaye değerli gelir ve hükmün fer'ilerinin müştereken ve müteselsilen tahsili yerine, “davalılardan” tahsiline biçiminde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının (2), (3) ve (5) numaralı paragraflarında yer alan “..davalılardan...” sözcüğünün silinerek yerine, “...davalılardan müştereken ve müteselsilen..." sözcüklerinin yazılmasına, davacı Kurum lehine vekalet ücretine ilişkin (4) numaralı bendinde yer alan “...davalıdan..." sözcüğünün silinerek, yerine, “...davalılardan müştereken ve müteselsilen..." sözcüklerinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan alınmasına, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.