Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, trafik-iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan ... sigorta yardımlarının davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan ... Genel Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle; ... Genel Sigorta A.Ş. ve ... olması gereken davalı isminin hükmün gerekçesine yazımdaki yanlışlığın, 6100 sayılı HMK.'nın 304. maddesine (1086 sayılı HUMK’nın 459. maddesi) göre mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün olmasına göre, davalı ...Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Dava; davalı ... şirketince sigortalanan ve diğer davalı ... yönetimindeki servis aracının, 27.06.2003 tarihinde park halinde bulunan araca arkadan çarpması sonucu, araçta yolcu olarak bulunan sigortalı ...'in yaralanarak, %12,30 malul kalması nedeniyle sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
Borcu ortadan kaldırmamakla birlikte, yerine getirmekten kaçınma yetkisi veren zamanaşımı def'i, ancak, bunu ileri süren taraf yönünden sonuç doğurmakta, bir başka anlatımla, mahkemece kendiliğinden gözetilemeyen zamanaşımı defi, yasal süresinde ileri sürüldüğü takdirde değerlendirmeye alınabilmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109’uncu maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin istemlerin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Anlaşılacağı üzere maddedeki zamanaşımı süresi, zararın ve eylemi gerçekleştirenin (failin) öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlamakta olup, bu çerçevede Kurumun zararı öğrendiği tarihin, gelirler yönünden onay, ödemeler bakımından ise ödeme tarihleri olduğu açıktır. Tazminat yükümlüsünün öğrenilme tarihine ilişkin olarak ise, Kurumun yetkili organının faili öğrendiği tarih esas alınmalıdır. Bu kapsamda; ceza
mahkemesince yargılanıp hakkında cezalandırma kararı verilen üçüncü kişi yönünden, Kurumun, ceza kararının kesinleştiği tarihte faili öğrendiği kabul edilmeli, cezalandırma kararının söz konusu olmadığı durumlarda ise yöntemince yapılacak araştırma sonunda tazminat yükümlüsünün kim olduğunun öğrenilme tarihi açıklıkla saptanmalıdır. Önemle belirtilmelidir ki, zamanaşımı süresinin, hem zararın, hem de tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren, bir başka anlatımla, ancak, her iki olgu gerçekleştikten sonra işlemeye başlayacağı dikkate alınmalıdır.
İnceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davalı ...Ş. vekilinin yasal süresi içerisinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'i kapsamında, (geçici iş göremezlik ödeneği yönünden) yukarıdaki düzenleme ve açıklamalar ışığı altında araştırma ve irdeleme yapılarak elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan davalının zamanaşımı def'i karşılanmaksızın davanın esası hakkında hüküm kurulması isabetsizdir.
3-) Diğer taraftan, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değer tablosunda 01.07.2007 tarihli ödemede 506 sayılı Yasanın 92. maddesinin uygulanarak gelirlerde düşme olduğu, 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesi ise, "Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir" düzenlemesini içerdiği, Kurumun, sigortalı veya hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde bu hususların ortaya çıktığı durumlarda, Kurumun ödemediği veya ödeyemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmakla, dava konusu edilen gelirlerin, 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesi uyarınca indirildiği gerçeği karşısında, bu indirimin davalıların (hükmü temyiz eden sigorta şirketinin) tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarına da yansıtılması gereği üzerinde durulmaksızın, talep gibi peşin sermaye değerli hesap tablosunun ilk satırında yer alan miktarın esas alınması isabetsizdir.
4-) Sigorta Şirketi yönünden faizin başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken; ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 ve 99. maddelerinde yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulduğu halde gerekli ödeme yapılmamışsa, HGK’nın 17.10.2001 gün ve 915 – 739 ayrıca 08.10.2003 gün 576 – 543 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, gerekli belgeler eklenerek gerçekleştirilen ödeme isteğini içeren muhtıranın tebliğinden itibaren davalı ... şirketi lehine 8 iş günü ek ödeme süresi bulunduğu gözetilerek, sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarihin belirlenmesi gerekir.Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş veya hiç müracaat edilmemişse, sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilemez. Bu durumda faiz başlangıcının; sigorta şirketi aleyhine icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa, dava tarihi olarak kabul ve tespiti gerekir. Dosya içeriğinden, davacı Kurumun, davanın açılmasından önce gerekli belgeleri de eklemek suretiyle ödeme isteğini içeren muhtıra ile davalı ... şirketine başvurmadığı anlaşılmakla, davalılardan sigorta şirketi yönünden faiz başlangıcının dava tarihi olduğu gözetilmeksizin, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucunda, gelirler yönünden onay, ödemeler yönünden ise sarf tarihinin esas alınmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Öte yandan, karar verilirken hükmü temyiz etmeyen davalı ... yönünden Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu, bozma sonrası yapılacak yargılama sırasında gözetilmelidir.
O hâlde, davalı ...Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç :Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Mapfre Genel Sigorta A.Ş.'ye iadesine, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy