Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1984 yılından itibaren 5897 günlük primi ödenmiş 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığı bulunan davacının 14.03.2011 tarihinde davalı Kuruma yönelttiği yaşlılık sigortasından aylık bağlanması başvurusunun, gelir vergisi indiriminden yararlanmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun “Yaşlılık aylığından yararlanma şartları” başlığını taşıyan 60. maddesinin (C) bendinin (b) alt bendinde, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalıların, yaşları ne olursa olsun, en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak koşuluyla yaşlılık aylığından yararlanacakları öngörülmüş olup, anılan bentte 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişiklik yapılarak sigortalılar sakatlık derecelerine göre ayırıma tabi tutulmuşlardır. Bununla birlikte, 506 sayılı Kanuna 06.08.2003 günü yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 54. maddesiyle eklenen geçici 87. maddede, 506 sayılı Kanunun 60. maddesinin (C) bendinin (b) alt bendinde yapılan değişikliğin uygulanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte 12 yıl ve daha fazla sigortalılık süresi bulunanlar hakkında sakatlık derecesi ne olursa olsun bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanacağı açıklanmıştır.
Diğer taraftan; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “İndirim hadleri” başlıklı 31. maddesinde, çalışma gücünün asgari %80'ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabının birinci derecede sakat, asgari %60'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabının ikinci derece sakat, asgari %40'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabının ise üçüncü derece sakat sayılacağı ve belirtilen sakatlık indiriminden faydalanacağı açıklanmış, 01.01.2004 günü yürürlüğe giren 4842 sayılı Kanunun 3. maddesiyle, anılan madde başlığı “Sakatlık indirimi” olarak değiştirilip, derecelendirmeye ilişkin düzenleme korunmuştur. Ayrıca; ...’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlığını taşıyan 141. maddesinde, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde de, hakimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu öngörülmüştür.
Yukarıda açıklanan yasal mevzuat ışığında dava değerlendirildiğinde; öncelikle belirtilmelidir ki, sigortalılık başlangıç tarihi dikkate alındığında davacı hakkında 506 sayılı Kanunun geçici 87. maddesinin yollamasıyla 4958 sayılı Kanun değişikliğinden önce yürürlükte olan 60. maddenin (C) bendinin (b) alt bendi hükmünün uygulanması gerekmekte olup, bu konuda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Şu durumda; anılan düzenlemeler, ... koruma, dayanışma, ... denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan ... sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, ... ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan ... güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, 193 sayılı Kanuna dayanılarak hazırlanan Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmelik, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında çalışma gücü kayıp oranı ile sakatlık derecesinin saptanması için yetkili organ konumundaki dava dışı idari makamlara başvuru yapabilmesi amacıyla davacıya uygun süre tanınmalı, söz konusu belirleme sonrasında yaşlılık aylığı tahsis koşulları yönünden yapılacak irdelemeyle elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalı, aylık bağlama koşulları gerçekleşmiş ise kuşkusuz, davacı sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, dava tarihi itibarıyla sakatlık indiriminden faydalanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy