Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 01.05.1998 tarihinde durdurularak 506 sayılı Kanun kapsamında 05.11.2004 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükmünde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davaya konu somut olayda;davacının, 22.06.1979-16.11.1982 tarihleri arasında 506 sayılı Kanuna tabi olarak çalıştığı, 28.09.1987 tarihinde davalı Kurum kayıtlarına intikal eden bildirge ile, radyo, televizyon tamir faaliyetinden vergi kaydına istinaden, 09.06.1987 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur tescilinin yapıldığı, 24.04.1993 tarihinde ...vergi dairesine bağlı olarak Limited Şirket ortağı olarak tescil edildiği ve söz konusu şirketin 27.01.2000 tarihinde tasfiye sürecin girdiği ve davacının bu süreçte tasfiye memuru olarak atandığı, tasfiye sürecinin sona erdiği tarih olan 15.11.2001 tarihine kadar Bağ-Kur sigortalısı kabul edildiği, bu süre içerisinde 01.05.1998-05.11.2004 tarihleri arasında 506 sayılı Kanuna tabi çalışması olduğu, ancak davalı Kurum tarafından Bağ-Kur sigortalısı kabul edildiği anlaşılmaktadır. Davacının, 5510 sayılı Kanunun geçici 17. maddeden yararlanmak için 22.05.2009 tarihinde Bağ-Kur sigortalılığının durdurulması talebinin Kurum tarafından 17.06.2009 tarihinde borç ayı 60 aydan az olduğu gerekçesiyle reddedildiği; 01.05.1998 yılından itibaren ticari faaliyetinin bulunmadığı, 05.11.2004 yılında 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece, davacının son 7 yıllık fiili hizmet süresi fazla olan sigortalılığın Bağ-Kur sigortalılığı oluşturduğu, emekliliğinde Bağ-Kur sigortalılığı mevzuatının uygulanması gerektiğine ve 05.11.2004 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazanacak konumda bulunmadığından davanın reddine karar vermiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 01.05.1998-15.11.2001 tarihleri arasındaki çalışmalarının hizmet aktine göre mi yoksa kendi nam ve hesabına bağımsız bir çalışma mı olduğu, başka bir anlatımla davacının, anılan tarihler arasında SSK’mı yoksa Bağ-Kur sigortalısı mı sayılacağı noktasında toplanmaktadır. Kimlerin SSK sigortalısı sayılması gerektiği SSK’nun 2 ve 3. maddelerinde, kimlerin Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği ise, Bağ-Kur Kanunu’nun 24. maddesinde belirtilmiştir.
Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu bulunduğu açıktır. 506 sayılı Kanunun 2'nci maddesinde, hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı, 3'üncü maddesinde, kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların veya herhangi bir işverene hizmet akdiyle
bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiş; 1479 sayılı Kanunun 24'üncü maddesinde, kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu (diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan, herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan limited şirket ortaklarının sigortalı kabul edileceği, sözü edilen diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödeyenlerin sigortalı sayılmayacağı açıklanmıştır. Ayrıca aynı kanunun 25'inci maddesinde, bu kanuna tabi sigortalılığın iflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarının, özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği, iflasına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarından hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sona ereceği açıklanmıştır. Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, "sosyal sigortalarda çokluk", bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, "yararlanmada ve yükümlülükte teklik" ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, kanun hükümleriyle engellenmiştir. Belirtilmelidir ki, anılan düzenlemelerde yer alan "emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar" ibareleri, "başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olanlar" şeklinde anlaşılmalı, "sosyal güvenlik kuruluşları ibarelerinin de aynı zamanda "sosyal güvenlik kanunları" terimlerini içerdiği kabul edilmelidir. Bu tür çakışan (ikili) sigortalılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için ise, Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği olarak, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili sigortalı çalışmalardan hangisi kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliğini taşıyorsa o çalışmaya üstünlük ve geçerlilik tanınması gerekir. Bu amaçla, davacının 1479 ve 506 sayılı Kanunlar kapsamında çatışan sigortalılık sürelerinin hangi faaliyetten kaynaklandığı, çatışan dönemde ekonomik yönden baskın çalışmanın hangi Kurum sigortalısı olmayı gerekli kıldığı, kendi nam ve hesabına meslek faaliyetinin fiilen davacı tarafından yerine getirilip getirilmediği, bu dönemde hizmet sözleşmesine dayalı çalışma gereksiniminin hangi koşullardan kaynaklandığı araştırılarak, çatışan dönemlerde davacının geçimini karşılayacak gerçek ve fiili çalışmasının hangi Kurumda geçtiği belirlendikten sonra yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki esaslar göz önünde bulundurularak davacının sigortalılık durumunun tespiti ile varılacak sonuca göre tahsis koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenerek karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.