Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı Kurum, iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine bağlanan gelirler ile ödenen cenaze giderinin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ... Mahkemesi iptal kararını da gözeterek, yazılı biçimde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı ile davalı idare avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda, zararlandırıcı sigorta olayının, dozer operatörü olan sigortalının, 1200 rakımlı yerleşim yerine ulaşmak için kullanılan virajlı dağ yoluna akan toprak ve kayaları temizlerken, meydana gelen heyelan nedeniyle toprak altında kalıp 16.03.2006 tarihinde vefat etmesi biçiminde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan ve birbirini teyit eden 28.01.2011 ve 06.05.2011 tarihli üç kişilik iki ayrı kusur raporunda davalı işverene %60 kusur izafe edilmiş, doğal afet nedeniyle de %40 oranında kaçınılmazlık öngörülmüştür. Davalı idare yetkilileri hakkında açılan kamu davasında ise; oran belirtilmeksizin yetkililer asli, sigortalı tali kusurlu bulunmuş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Mahkeme, kesinleşen tazminat davasına dayanak kılınan kusur raporunda davalı işverenin %100 kusurlu bulunduğunu gerekçe göstererek ve hak sahipliği davasını esas alarak yazılı biçimde davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Yasanın 26. maddesi olup, davalıların rücu alacağından sorumluluğu ancak anılan maddede öngörülen yasal koşulların gerçekleşmesi hâlinde mümkündür. Mahkemece kabul edilen ve tazminat davasına dayanak kılınan kusur oranları ile yine mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında kusur oran ve aidiyeti bakımından açık çelişki bulunmaktadır. Mahkemece, anılan raporlar arasındaki çelişki jeolog ve inşaatçı iş güvenliği uzmanlarını da içeren bu konuda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan alınacak raporla giderilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Belirtilen maddi ve hukuki esaslar nazara alınmadan çelişkili kusur raporuna dayanılması ve eksik soruşturma ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
O hâlde, davacı Kurum avukatı ile davalı işveren avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.04.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.