Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, 1479 Sayılı Yasa kapsamında zorunlu ... sigortalılık süresinin ve prim borçlarının yapılandırılmasından yararlandırılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, değirmencilik faaliyeti nedeniyle 30.9.1992 tarihinden itibaren 14.3.2006 tarihine kadar 1479 Sayılı Yasa kapsamında zorunlu ... sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının 30.9.1992 tarihinden 14.3.2006 tarihine kadar ... ... ve ...odasına kayıtlı olduğunun tespitine karar verilmiş olup, sigortalılık tespiti ve 6111 Sayılı prim yapılandırmasına ilişkin kanundan yararlandırılması istemleri hakkında ise olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiştir.
Öncelikle, davalı oda yönetimi hakkında açılan dava hakkında iş mahkemeleri görevli bulunmadığından bu davalı yönünden dosya tefrik edilerek, Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla davaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde davaya devam edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Öte yandan, sigortalılık tespiti bakımından yapılan inceleme ve araştırma ise hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Dava konusu uyuşmazlık, davacının oda kaydının geçerli olup olmadığı ve kendi nam ve hesabına çalışmasının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
... sigortalılığı için asıl olan, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmaktır.... güvenlik hakkı Anayasamızda düzenlenmiş olup, bu hak ve yükümlülüklerden kaçınılamaz ve vazgeçilemez olması bu nedenle de iş bu tür davaların kamusal niteliği gözetilerek gerçeğin ortaya çıkartılması bakımından kanıtlar resen ve özenle toplanması gerekir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmü karşısında, davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanun olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, 18.4.1988 tarihli bildirgeye istinaden değirmencilik işi sebebiyle, aynı tarih itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak tescil edildiği, 6.2.1987 ile 30.9.1992 tarihleri arasında vergi kaydı, 29.12.1988 ile 14.3.2006 tarihleri arasınad oda kaydı bulunan davacının, Kurum tarafından sonradan yapılan işlemle sonra oda kaydının usulsüz olduğu kabul edilerek, 30.9.1992 tarihi itibariyle sigortalılığının terkin edildiği anlaşılmaktadır
Davacının tescil tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1479 Sayılı Yasa'nın 24. Maddesine 3165sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan veya ... siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir. Buna Göre yapılması gereken iş; kendi nam ve hesabına çalışmanın belirlenmesi noktasında, davacının oda genel kuruluna katılıp katılmadığının belirlenmesi açısından hazirun cetvelleri ve üyelik aidatına ilişkin ödeme belgeleri getirilmeli, değirmen işyerinin varlığı usulünce (bu anlamda vergi-sicil kayıtları, işyerine ait kira sözleşmeleri,elektrik-su-telefon abonman kayıtları v.s) araştırılmalı ve davacının, 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi çerçevesinde geçerli bir sigortalığın bulunup bulunmadığı usulünce araştırılıp, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy