Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı kurum vekili ile davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Pınar Paşayiğit tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava; 11.06.2005 tarihinde davalının haksız fiili sonucu ölen ... sigortalısının, hak sahiplerine Kurumca bağlanan ölüm aylığının ilk peşin değeri olan 33.445.87 TL'nin tahsili istemine ilişkindir.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de , söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir. Anılan madde kapsamında ...’a tanınan rücu hakkı halefiyet esasına dayanmayan, kanundan doğan bağımsız rücu hakkı niteliğindedir. 63. madde de “yapılan yardımların ilk peşin değeri için Kurum rücu eder” dendiğine göre yasanın buyurucu nitelikte olan bu hükmünün aksine, kural olarak ilk peşin değerin altında bir rücu alacağına hükmolunamaz. Ancak, suç sayılır eylemi saptanan üçüncü kişinin kusur oranı nedeniyle bir indirim yapılabilir. Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Davaya konu somut olayda, davalı ...'nın, sigortalı ...'ı kasten öldürmek suçundan eylemine uyan TCK'nun 81/1 maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığı ve hakkında haksız tahrik hükümlerine ilişkin TCK'nun 29. maddesinin uygulanması sonucu cezasından indirim yapılarak 12 yıl hapis, TCK'nın 62.maddesinin ugulanması suretiyle 10 yıl hapis ile cezalandırıldığı ve kararının 08.05.2008 tarihinde Yargıtay 1. Ceza Dairesince onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece; sigortalının haksız davranışı nedeniyle olaya sebebiyet verdiği, olayda sigortalının da kusurlu olduğu, bu hususun Borçlar Kanununun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimini de bağlar nitelikte kesinleşmiş maddi olgu halini aldığı, ceza davasındaki tahrik indirimi oranına göre, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, rücu alacağından da indirim yapılması gereği gözetilmekle beraber, ceza davasında davalı (sanık) hakkında haksız tahrik hükümleri gereğince indirim yapılmış bulunması, bu haliyle davalının sorumlu olduğu tazminat tutarında Borçlar Kanununun 43. ve 44. maddeleri uyarınca %75 oranında indirim yapılması gerekirken, %50 oranında indirim yapılarak davalının sorumluluğu belirlenmiş olması,
Kabule göre de; davacı Kurum yönünden, davalının ödemekle yükümlü olduğu borç için temerrüde düşürülmesinin zorunlu olmaması, faize; gelirler yönünden onay, masraflar yönünden ise; sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren hükmedilmesi gereği gözetilmeksizin, ıslah ile arttırılan alacak miktarı yönünden, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı kurum vekili ile davalı tarafından bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy