Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hak sahibi konumunda yer alan davalıya yersiz ödendiği ileri sürülen ölüm aylıklarının 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince yasal faiziyle birlikte kendisinden geri alınması amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı ... avukatının sair, davalı avukatının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı Kurum, davalının 01.08.1987 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almasına rağmen ,04.08.1989 yılından itbaren de hak sahibi sıfatıyla babasından ölüm aylığı aldığından bahisle 1989-2004 yılları arasında davalıya yersiz ödenen miktarın tahsili için takip yapmış ve takibe davalının itirazı sonrasında süresi içinde eldeki dava açılmıştır. Mahkemece davalının 5510 sayılı Yasanın 96/a maddesi gereğince geriye dönük 10 yıllık davacı Kurumun talep hakkı olduğu kabul edilmiş, ancak icra inkar tazminatı talebi alacağın likit olmaması nedeniyle reddedilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67’nci maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre, hüküm altına alınan tutarın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği yönünde düzenleme öngörülmüş olup, itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, bu diğer koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Anılan tür bir alacaktan söz edilebilmesi için ise, gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi, ya da, bilinebilecek durumda bulunması gereklidir. Buna göre, alacağın likit nitelikte olduğunun kabulü için, borçlu tarafından tutarın araştırılarak belirlenmesi olanağının varlığı yeterlidir. Bu nedenle, hak edilmemesine karşın, her ay kendisine ödenen aylık tutarı davalının bilebilecek durumda olduğu ve dolayısıyla alacağın likit nitelikte bulunduğu gerçeği dikkate alınmalıdır.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında; mahkemece, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi suretiyle hüküm kurulması isabetsiz olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy